"

Spirituality Yoga Gymnastics at Home with Thais

2022-07-08 06:08:15
Yoga Video

Spirituality Yoga Gymnastics at Home with Thaishttps://youtu.be/OkL5tq88KgQ#Yoga#Gymnastics


Spirituality Yoga Gymnastics at Home with Thaishttps://youtu.be/OkL5tq88KgQ#Yoga#Gymnastics


Spirituality Yoga Gymnastics at Home with Thais izle ve daha fazlasını seyredin.

Seksi yoga, yoga yapan güzeller, yoga taytı, erotik yoga, tartışma yaratan ve eğilen seksi kadınlar

Yoga (Sanskrit), Hindistan kaynaklı fiziksel ve zihinsel disiplinleri tarif etmek için kullanılan bir kelimedir.[1] Aynı zamanda Hinduizm, Budizm ve Jainizm'de çeşitli meditatif uygulamalara da yoga adı verilmektedir.[2][3][4] Hinduizmde, altı geleneksel felsefe okulundan (āstika) biri olarak kabul edilir.

Sanskrit dilinde yoga kelimesi pek çok anlama sahiptir; "kontrol etmek", "boyunduruk altına almak" veya "birleştirmek" anlamına gelen Sanskrit "yuj" kelimesinden türemiştir. "Kavuşma", "bir araya gelme", "birlik", "karşılaşma" ve "yöntem" olarak çevrilebilir. Yoga uygulayan veya yoga felsefesini takip eden kişiye yogi ya da yogini adı verilir. Yogini ifadesi "yogi"isminin dişil kullanımıdır.

İçindekiler

1 Patanjali'nin Yoga Sutralarına göre Yoga'nın sekiz bölümü
2 Yoga'nın Tarihi

2.1 Patanjali'nin Yoga Sutra'ları

3 Ayrıca bakınız
4 Kaynakça

Patanjali'nin Yoga Sutralarına göre Yoga'nın sekiz bölümü

Patanjali'nin yazıları aynı zamanda aştanga yoga (Sekiz Basamaklı yoga) olarak bahsedilen sistemin temelini oluşturmuştur. 2. kitabın 29. Sutrasından alınmış bu sekiz basamak kavramı günümüzde uygulanan Raja yoga çeşidinin karakteristik temellerini oluşturur.

Sekiz basamak:

Yama (Beş "geri çekilme"): Zarar vermeme, doğruluk, çalmama, tensel zevkleri kontrol etme, istifçilik yapmama
Niyama (Beş "gözlem"): Arı olma, halinden memnun olma, ateşli istek, okuma, hatırlama
Asana: kelime anlamı "oturma yeri", Patanjali'nin Yoga Sutra'larında meditasyonda kullanılan oturma duruşunu ifade etmektedir.
Pranayama ("Nefesi askıya alma"): Prāna, nefes, "āyāma", durdurmak demektir. Ayrıca, yaşam gücünün kontrolü olarak da yorumlanabilir.
Pratyahara ("Tecrit"): Dış nesnelerden duyu organlarını geri çekmedir.
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.
Dhyana ("Meditasyon"): Meditasyon nesnesinin doğası üzerine yoğun tefekkürdür.
Samādhi ("Özgürleşme"): Meditasyon nesnesi ile şuurun birleşmesidir.

Yoga'nın Tarihi

Vedik Samhitalarda bazı çilekeşlerden, Vedaların erken yorumları olan Brahmanalarda (MÖ 900-500), bu çilekeşlerin yaptığı uygulamalardan (tapas) bahsedilmektedir.[5]Pakistandaki Indus Vadisi Uygarlığına (ortalama MÖ 3300–1700) ait alanlarda bulunan birçok mühürlerde, bilinen yoga veya meditasyon duruşlarının benzerini tasvir eden figürler bulunmuştur. Bu duruşlar, arkeolog Gregory Possehl'e [6] göre "yogayı işaret eden bir ayinsel disiplinin biçimini" önermektedir. Sonuçlanan bir kanıt henüz bulunmasa da, Indus Vadisi mühürleri ve yoga ve meditasyon uygulamaları arasındaki ilişki daha sonraları da birçok bilim adamı tarafından tartışılmıştır.

Meditasyondaki daha yüksek şuuru deneyimleme teknikleri shramana gelenekleri veUpanishad geleneği tarafından geliştirilmiştir. .[7]

Budizm öncesi erken Brahminik metinlerdeki meditasyonla ilgili net bir kanıt olmasa da, Upanişadların kozmolojik ifadeleriyle Buddha'nın kaydedilmiş en eski Budist metinleri arasındaki yakınlığı baz alarak, Wynne elementsiz ve biçimsiz meditasyonun Brahminik geleneğinde oluşturulduğunun iddia eder.[8] Hatta bunun dışında gerçek olma olasılığı daha az olan bazı iddiaları da vardır.[9] Upanişadlardaki kozmoloji ifadelerinin modern gelenekte de yansıtılmış olduğunu söyleyerek,geç Rg Vedik dönemde Nasadiya Suktanın modern geleneğin kanıtlarını içerdiğini iddia eder.[8]

Patanjali'nin Yoga Sutra'ları

Hint Felsefesinde, yoga altı ortodoks felsefi okuldan birinin ismidir.[10][11] yoga felsefi sistemi Samkhya okuluyla çok yakından ilintilidir.[12]

Patanjali tarafından açıklanan Yoga okulu, Samkhya psikolojisi ve metafiziğini kabul eder, ama Samkhya'nın gerçeğin 25 elementine ilahi varlığı da eklediğinden, Samkhya'ya göre daha teistiktir.[13][14] Samkhya ve Yoga arasındaki paralelllikler o kadar fazladır ki, Max Müller "iki felsefenin arasındaki farktan Tanrı'lı Samkhya ve Tanrı'sız Samkhya diye söz etmek mümkündür..." demektedir.[15]

Ayrıca bakınız

Wikimedia Commons'ta Yoga ile ilgili ortam dosyaları bulunmaktadır.

Raja Yoga
Hatha Yoga
Cnana Yoga
Bhakti Yoga
Karma Yoga
Mantra Yoga
Tantra Yoga
Yoga Terapi

Orijinal Yoga Sistemi'nin kökleri evrenin başlangıcına dayanır. Evren ilk tezahür ettiğinde evrendeki ilk canlı varlık olan Brahma tarafından Orijinal Yoga Sistemi bilgileri de aktarılmıştır. Yoga hem bir mükemmel sağlık sistemi hem de evrende var olan maddi yaşam illüzyonundan kutulma rehberi olarak insanlığa aktarılmıştır. Yoga Sanskritçe "Yuj" kökünden gelmektedir ve bütünleşmek, kontrol, birleşmek anlamlarına gelmektedir. Veda metinlerinde Orijinal Yoga Sistemi 'Maha Yoga' olarak adlandırılmıştır. 'Maha Yoga' 'en üstün Yoga' anlamına gelmektedir.

Orijinal Yoga Sistemi sekiz bölümden oluşur ve her bölüm yüzbinlerce teknik içermektedir. Her bölümdeki temel teknikler uygulanarak kontrol (yama) aşama aşama gelişmekte ve en sonunda en yüksek düzeye ulaşarak üstün kontrol (samyama) haline gelmektedir. Üstün kontrole sekiz aşama da gerçekleşir.

Bedenin üstün kontrolü (Şarira- samyama)
Biyoenerjinin üstün kontrolü (Prana- samyama)
Duyuların üstün kontrolü (İndriya- samyama)
Zihnin üstün kontrolü (Manas- samyama)
Zekanın üstün kontrolü (Buddhi- samyama)
Bilginin üstün kontrolü (Gyana- samyama)
Bilincin üstün kontrolü (Çit- samyama)
Özün üstün kontrolü (Atma- samyama)

Kontrol işlemi konsantrasyon işlemi ile de sıkı bağlantıdadır. Üstün kontrol aşamasında konsantrasyon da aşama aşama üstün kosantrasyon haline gelmektedir. Konsantrasyonun en derin halinde konsantre olunan obje, konsantrasyon işlemi ve konsantre olan birleşir. Böylece üstün birleşme (Samyoga) gerçekleşir. Bu hale 'bütünleşme' yani YOGA denir.

Böylece Orijinal Yoga Sistemi'nin üç yönü vardır;

Üstün kontrol (Samyama)
Üstün konsantrasyon (Samadhi)
Üstün birleşme (Samyoga)

İçindekiler

1 Orijinal Yoga Sistemi'nin sekiz basamağı
2 Yoga din değildir
3 Kaynakça
4 İlgili Maddeler
5 Dış kaynaklar

Orijinal Yoga Sistemi'nin sekiz basamağı

Her basamakta yüzbinlerce teknik vardır. Bu tekniklerin hangilerinin, ne sıra ile ve nasıl uygulanacağını ancak gerçek bir Yoga Üstadı öğrenciye söyleyebilir. Bu sekiz basamak şunlardır;

Yama - (kontrol) Evrensel eylemlerin kontrolü
Niyama - (kesin kontrol) Kişisel eylemlerin kontrolü
Asana - (duruş teknikleri) Bedenin kontrolü
Pranayama - (nefes teknikleri) Enerjinin kontrolü
Pratyahara - (Duyuların geri çekilmesi) Duyuların kontrolü
Dharana - (Konsantrasyon teknikleri) Zihnin kontrolü
Dhyana - (Meditasyon teknikleri) Egonun kontrolü
Samadhi - (Üstün meditasyon teknikleri) Bilincin kontrolü

Yama prensipleri zaman, ırk, mekanın ötesinde ebedidir. Bu aşamada insanın evrensel eylem yönü gelişmekte, insan ve toplum arasında olumlu bir köprü oluşturulmaktadır. Yama aşamasındaki kontrol kendini tutmak, kontrol etmek demektir. Bu Yoga uygulamaları sırasında kendiliğinden gelişir.

Niyama aşamasında kontrolün önüne kesin eklenmiş ve kesin kontrol haline gelmiştir. Bu insanın düzenli ve disiplinli bir hayata sahip olması demektir. Aksi halde birey duyularının kölesi haline gelir ve özgürleşemez.

Asana basamağında yer alan beden duruşları insanı bedensel olarak hem de zihinsel olarak olumlu yönde etkiler. Bedene yeni bir lisan öğretmek ve onu eğitmek demektir.Bu duruşlar sayesinde beden sağlığına kavuşacak ve uzun süre hareketsiz ve rahat bir şekilde kalmaya alışacaktır. Asana hoş, gevşemiş ve rahat bir halde duruş anlamına gelir.

Pranayama basamağında nefes teknikleri uygulanır. Nefes alış-verişleri bedeni ve zihni farklı şekillerde etkilemektedir. Doğru nefes alıp vermeyi öğrenmekle birey bedenini ve zihnini olumlu yönde geliştirir.

Pratyahara aşamasında duyuların kontrolü gelişir. Duyular dışarıdaki objelerden geri çekilerek, duyular üzerinde kontrol gelişir ve zihnin içe dönmesi sağlanır.

Dharana aşamasında zihnin tek bir obje üzerinde dikkati dağılmadan odaklanabilmesi için konsantrasyon teknikleri uygulanır. Zihin bir obje üzerine kesintisiz 12 saniye odaklanabilirse bu konsantrasyon işlemidir.

Dhyana basamağında konsantrasyon daha da derinleşerek derin konsantrasyon haline gelir. Zihin objeyi de açarak tamamen yoğun bir farkındalık içerisindedir. Zihin bir obje üzerine 144saniye kesintisiz odaklanırsa bu meditasyon işlemidir.

Samadhi hali üstün konsantrasyon halidir. Artık özne de aşılmıştır. En üstün haldir. Orijinal Yoga Sistemi'nin zirvesidir.

Yoga din değildir

Yoga ruh hakkında detaylı bilgiler vermesine rağmen hiçbir dini ritüel ya da tapınma içermez. Yoga bir matematik ilmidir ve kesinlikle bir sistem içerisinde düzenli ve disiplinli uygulanmalıdır.

Kaynakça

Building of the Kosmos by Annie Ghose
Yoga: the method of re-integration by Alain Danielou
Secrets of the Himalayan Mountain Masters and ladder to Cosmis Consciousness by Yogi Wassan
The Hidden Teaching Beyond Yoga by Paul Brunton
Yoga: Yoga Nedir, Ne Değildir? by Büyük Yoga Üstadı Paramahamsa Yogaçarya Maha Yogi Akif Manaf

Hatha Yoga, Raja Yoga'nın bir koludur ve fiziksel duruşlara ve nefes talimlerine ağırlık veren okuludur. Bu okul Yogi Swatmarama tarafından 15. yüzyılda Hindistan'da başlatılmıştır. Belli başlı kitabı Swami Svatmarama'nın "Hatha Yoga Pradipika" adlı eseridir.

Ha-Tha Güneş ve Ay anlamına gelir. Birlikte yazıldığında ise "güçlü" anlamını taşır ve vücudu temizlemenin ne büyük bir güç gerektirdigini sembolize eder. Swatmara Hatha yogayı, vücudu uzun meditasyon seanslarına hazırlayıp kuvvetlendirmek amacıyla yapılacak asanalar (duruşlar) ve pranayama'lar (nefes teknikleri) olarak düşünmüştür.

Batı dünyasında günümüzde uygulanan ve kısaca yoga olarak bilinen fiziksel egsersizler ve stress azaltıcı nefes alıştırmaları Hatha yoga'dan ortaya çıkmıstır ve ruhsal ve fiziksel sağlık amacıyla yapılmaktadır.

Bhakti yoga (diğer adıyla Bhakti marga), herhangi bir kişisel tanrıya karşı sevgi dolu adanmaya odaklanan Hinduizm içindeki ruhsal bir yol veya ruhsal uygulamadır.[1][2] Hinduizmde Moksha'ya giden birkaç yoldan biridir, diğer yollar Jnana yoga, Karma yoga ve Kriya yogadır.

Bu öğretinin kökenleri çok eskiye dayanır. Shvetashvatara Upanishad'da Bhakti herhangi bir çaba için katılım, adanma ve sevgi anlamında kullanılır.[3][4] Kurtuluş için üç ruhani yoldan biri olan Bhakti yoga, Bhagavad Gita'da derinlemesine ele alınır.[5][6][7]

Kişisel tanrı adanan kişiye göre değişir.[8][9] Ganesha, Krishna, Radha, Rama, Sita, Vishnu, Shiva, Shakti, Lakshmi, Saraswati, Parvati, Durga ve Surya veya başka tanrı veya tanrıçalara adanılabilir.

Bu tanrıları içeren Bhakti margası Bhakti hareketi ile birlikte, yaklaşık 1. binyılın ortalarından başlayarak Güney Hindistan'daki Tamil Nadu bölgesinden yayıldı. Hareketin önderliğini Saiva Nayanars [10] ve Vaisnava Alvars yaptı. Fikirleri ve uygulamaları, MS 12. ve 18. yüzyılları arasında Hindistan'da bhakti şiirine ve adanma akımına ilham verdi.[10][11] Bhakti marga, Vaishnavism, Shaivism ve Shaktism'deki dini uygulamanın bir parçasıdır.[12][13][14]

İçindekiler

1 Felsefe
2 Bhagavad Gita
3 Bhagavata Purana
4 Gelenekler
5 Kaynakça

Felsefe

Sanskritçe bhakti kelimesi, "bölmek, paylaşmak, katılmak, ait olmak" anlamına gelen bhaj kökünden türemiştir.[2][15][16] Kelime aynı zamanda "bağlılık, adanma, sevgi, hürmet, inanç veya sevgi, ibadet, takva, dindarlık veya kurtuluş aracı" anlamına da gelir.[17]

Yoga kelime olarak "birlik, bağlanmak" anlamına gelir ve bu bağlamda "kurtuluş, özgürleşme" için bir yöntem veya uygulamayı ifade eder.[12] Burada atıfta bulunulan yoga, kişinin Atman'ının (gerçek benliğin) Yüce Brahman (gerçek hakikat) kavramı ile "bir araya gelmesi, birleşmesi"dir.[12][18][19]

Samrat Kumar'a göre, bhakti yoga bir Hint "ilahi aşk mistisizmi" geleneğidir; "sonsuz bireyin, İlahi olan (evrensel Varlık) ve tüm yaratılanlarla birliği ve uyumu samimi şekilde kavrayışı ve kesintisiz bir haz durumu anlamında" ruhani bir yoldur.[20] Yoga Journal'a göre, yoga uzmanı David Frawley kitabında bhakti yoganın "kişinin zihnini, duygularını ve duyularını İlahi olana odaklamaktan ibaret olduğunu" anlatır.[21]

Bhagavad Gita

Bhakti yoga, Bhagavad Gita'da öğretilen üç yogadan biridir.[12] Bhakti yoga, Peter Bishop'a göre, bir zahidin maneviyat yolu olarak kişisel bir tanrıya olan sevgi dolu adanmasıdır.[22] Diğer iki yol; bireyin bilgiye ve ruhsal uygulama olarak içe dönük öz-kavrayışa ulaşmaya çalıştığı bilgelik yolu jnana yoga ve bireyin doğru olanı yapmak için ne ödül ne de sonuç beklemediği erdemli eylem (karma) yolu karma yogadır (veya nishkama karma).[12][21] Daha sonra Hinduizm içindeki yeni hareketler, dördüncü manevi yol olarak raja yogayı ekledi; ancak diğer üçünden farklı olarak raja yoga evrensel olarak kabul görmüş değildir.[23][24]

Bhagavata Purana

Bhagavata Purana, Vaishnavizm geleneklerinde popüler ve etkili bir metindir ve Ishvara pranidhana'yı (kişisel bir tanrıya adanmayı) anlatır.[25] Sanskritçe metin, özellikle "Narayana, Krishna" açısından, bilhassa Vishnu'nun enkarnasyonlarına çeşitli bhakti türleri sunar. Edwin Bryant ve diğer akademisyenlere göre [26], bu metinde öğretilen Bhakti yoga, Patanjali'nin Yoga Sutraları ve Bhagavad Gita'dan esinlenmiştir ve "bireysel benliğin nihai hakikatlerine ve kişisel bir tanrı ile olan sevgi dolu ilişkisine odaklanır".[24][27] Bryant, Bhagavata Purana'daki tasvirin soyut terimlerle değil, Bhakti yoganın amacı olan "kalbi ve zihni yakalayan büyüleyici ve keyifli hikayeler" aracılığıyla yapıldığını söyler.[24]

Gelenekler

Hinduizm, Bhagavad Gita'nın 7. bölümü gibi kutsal metinlerde, Bhakti yoga yapanları dört gruba ayırır.[28][29][30] Birinci grup, anksiyete ya da hayat şartları tarafından zorlandıkları ya da stres altında oldukları için uygular ve Bhakti yogayı bir rahatlama aracı olarak görür. İkinci grup, meraktan ve entelektüel açıdan tanrı hakkında bilgi edinmek için Bhakti yoga uygular. Üçüncü grup, Bhakti yoga aracılığıyla bu veya öbür dünyada ödüller arar. Dördüncüler, saf sevgi tarafından yönlendirilen, sevgi aracılığıyla birlik deneyiminin ötesinde hiçbir şeyi bilmeyen ve aramayan tanrı sevenlerdir.[28][29]

Bu Hindu metinlerine göre, en yüksek manevi seviye dördüncü gruptur, yani sevgi bilgileri sayesinde adanmış olanlar.[30][31] Bhagavad Gita dört Bhakti yogi türünün hepsinin asil olduğunu belirtir; çünkü Bhakti yoga arayışları er ya da geç maneviyat yolundaki yolculuğu başlatır, kişiyi olumsuzluktan ve kötü karmadan uzak tutar, Bhakti yoganın hedefine doğru manevi dönüşüme yol açar: "Tanrıyı kendi içindeki öz olarak ve gerçek benliğini her zaman tanrı ile bilmek".[29][30][31]

Başlıca akımlar arasında tanrı Shiva'ya tapan Shaiva; tanrı Vishnu'ya (veya Krishna ve Rama gibi avatarlarına) tapan Vaishnava; ve tanrıça Shakti'ye (veya onun Durga, Kali, Lakshmi ve Parvati gibi avatarlarına) tapan Shakta geleneğidir. Bu tanrıların hepsi Hinduizmde Brahman olarak adlandırılan aynı metafizik gerçekliğin tezahürleri veya halleri olarak kabul edilir.[2][32]

Sanskrit metinlerinde Rāja yoga (/ ˈrɑːdʒə ˈjoʊɡə /) hem yoganın amacı hem de ona ulaşmanın bir yöntemi olarak tasvir edilir. 19. yüzyılda Swami Vivekananda, Raja Yoga adlı kitabında Patanjali'nin Yoga Sutraları yorumladığında bu terim aynı zamanda yoga pratiği için kullanılan modern bir isim haline geldi.[1][2][3] O zamandan beri Rāja yoga; ashtanga yoga, kral yogası, sahaja marg ve klasik yoga gibi çeşitli isimlerle adlandırıldı.

Etimoloji ve kullanım

Rāja (Sanskritçe: राज) "şef, türünün en iyisi" veya "kral" anlamına gelir.[4] Rāja yoga bu nedenle "yoganın en iyisi şef" anlamına gelir.

Tarihsel olarak Raja yoga terimi, modern kullanımından oldukça farklı başka bağlamlarda kullanılmıştır. Antik ve ortaçağ Sanskrit metinlerinde, yoga uygulamasının en yüksek mertebesi anlamına geliyordu (kişinin samadhi'ye ulaşması).[2] Örneğin Hatha Yoga Pradipika, Hatha yoganın Rāja yogaya ulaşmanın yollarından biri olduğunu belirtir.

"Rāja yoga" ifadesinin bilinen ilk kullanımı, 16. yüzyılda yazılmış olan Patanjali'nin Yoga Sutraları'nda belirli bir adımın yorumunda geçer. Ortaçağ dönemi Tantrik eseri olan Dattātreyayogaśāstra 334 shlokada dört yoganın ilkelerini açıklar: Mantra yoga, Hatha yoga, Laya yoga ve Raja yoga.[5] Alain Daniélou, Rāja yoganın Hinduizm tarihsel literatüründe bilinen beş yoga yönteminden biri olduğunu belirtir, diğer dördü ise Hatha yoga, Mantra yoga, Laya yoga ve Shiva yogadır.[6] Daniélou, raja yogayı "Benliğin Evrensel Benlik (Brahman) ile yeniden bütünleşmesinin asil yolu" olarak betimler.

19. yüzyılda Swami Vivekananda, Raja yogayı Patañjali'nin Yoga Sūtraları ile örtüştürdüğünde bu terim modern bir retronim haline geldi.[1][2][3] Bu anlam, Natha sampradaya'nın bir metni olan Hatha Yoga Pradīpikā'danki anlamdan farklıdır.[7]

Yeni bir dini hareket olan Brahma Kumaris, Hatha Yoga ilkeleri veya Patanjali'nin Yoga Sutraları ile hiçbir ilgisi olmayan, "Raja yoga" adını verdiği bir meditasyon biçimi öğretir.[1]

Raja yogayı tartışan modern yorumlar ve edebiyat, yazılı kaynak olarak genellikle Patañjali'nin Yoga Sutraları'na atıfta bulunur; ancak çoğu Hinduizm Yoga okulunun öğretilerini veya felsefi temellerini benimsemez. Bu kavram karmaşası, yoga üzerine tarihsel ve modern Hint literatürünü anlamada karışıklığına yol açtı.[2][7]

Raja Yoga Adımları

Raja yoganın sekiz adımdan oluşur:

Yama - Çevresel etik kurallar: ahiṃsā (şiddetsizlik), satya (doğruluk), asteya (çalmamak), brahma-cārya (dengeli olmak), a-parigraha (açgözlü olmamak).
Niyama - Bireysel erdemler: śauca (temizlik), saṃtoṣa (halinden memnun olmak), tapas (yolda kalmak), svadhyāya (doğru bilgi ile donanmak), īśvarapraṇidhāna (inanmak).
Asana - Fiziksel duruş çalışması.
Prāṇāyāma - Nefes teknikleri ile enerji çalışması.
Pratyāhāra - Duyuların soyutlanması, algının nesnelerden çekilmesi.
Dhāraṇā - Konsantrasyon, zihni bir noktaya sabitlemek.
Dhyāna - Derin meditasyon, zihin sabit kalır ve artık uyaranlara duyarlı değildir.
Samādhi - Derin tefekkür, içsel "tanrı" (atman) ile birleşme hali veya mutlak olanı (brahman) özümseme durumu.

1970 yılında Shri Mataji Nirmala Devi tarafından keşfedilen, özel bir meditasyon yöntemidir. Her insanın içinde varolan bir enerjinin ( Kundalini) uyandırılması (Aydınlanma) deneyimiyle başlayan bir yoga türüdür.

Kundalini enerjisinin uyandırılıp harekete geçmesiyle vücuttaki çakraların çalışmasının hissedilmesi, çakralardaki çeşitli problemler parmaklarda ve vücudun belli yerlerinde hissedilmesi ve farklı yöntemlerle temizlenmesine dayanır. Aynı zamanda Kundalini enerjisi kişinin her yerde olan Evrensel enerji ile bağlantısını sağlar. Düzenli meditasyon ve çakraların temizlenmesiyle hastalıklar oluşmadan engellenebilir. Hatta bu yoga türü ile tedavi yapan bir hastane Hindistan-Bombay'da faaliyet göstermektedir. Asıl amacı, kişinin kendini tanıması ve çakralarını, etki ve kalitelerini bilerek dengede, huzurlu, mutlu olmasını sağlamaktır. Dünya üzerinde 140'ı aşkın ülkede aktif olarak Sahaja (kendiliğinden, doğal olarak) Yoga (birlik-bütünleşme) uygulanmaktadır.

Jnana yoga (diğer adıyla Gyaan Marg), Hinduizm'de Moksha'ya (kurtuluş, özgürleşme) götüren üç klasik yoldan (margas) biridir. Jnana yoga "bilginin yolu" [1] veya "kendini gerçekleştirme yolu" olarak bilinir.[2][3][4] Diğer ikisi karma yoga (eylem yolu, karma marga) ve bhakti yogadır (kişisel bir tanrıya sevgi dolu adanma yolu, bhakti marga).[3][5][6] Daha sonra Hinduizm içindeki yeni hareketler, dördüncü bir manevi yol olarak raja yogayı ekledi, ancak diğer üçünden farklı olarak raja yoga evrensel olarak kabul görmüş değildir.[7][8]

Jnana yoga, diğerlerinin yollardan farklı olarak "ben kimim, ben neyim" gibi sorularla bilginin peşinden giden manevi bir uygulamadır.[9][10] Uygulayıcı genellikle bir hocanın (guru) yardımıyla çalışır, kendi Benliğinin (Atman, ruh) doğası ve Hinduizm'de Brahman denen metafizik kavramla ilişkisi hakkında meditasyon yapar, tefekkür eder ve özgürleştiren içgörülere ulaşır.[2][10][11] Jnana marga fikirleri Upanishadlar ve Bhagavad Gita gibi antik ve ortaçağ dönemi Hindu kutsal metinlerinde anlatılır.[2][12][13]

İçindekiler

1 Etimoloji
2 Tanım
3 Upanishadlar
4 Bhagavad Gita
5 Kaynakça

Etimoloji

Jñāna Sanskritçe'de "bilgi" anlamına gelir.[14] Jñā- kökü İngilizce bilmek ve Yunanca γνώ- ("γνῶσις" gnosis'te olduğu gibi) kelimeleri ile kökdeştir. Zıt anlamlısı ajñāna "cehalettir".

Tanım

Jnana, doğru olan ve zaman içinde değişmeyen herhangi bir bilişsel olayı ifade eden bilgidir. En başta bilgiyi onu deneyimleyen kişinin toplam tecrübesinden ayrılamaz olarak tanımlar, özellikle gerçeklik (teist olmayan okullar) veya yüce varlık (teist okullar) için.[15] Hinduizm'de, Moksha'yı veya ruhsal özgürlüğü veren şey bilgidir, canlıyken (jivanmukti) ya da ölümden sonra (videhamukti).[5] Bimal Matilal'e göre, Advaita Vedanta'daki jnana yoga, hem birincil hem de ikincil anlamında kullanılır, yani mutlak "öz-bilinç, farkındalık" ve göreceli "entelektüel anlayış".[5]

Jones ve Ryan'a göre, jnana yoga bağlamında jnana, kişinin Hinduizm'de Brahman denilen nihai gerçeklik ile kendisi arasındaki birliği kavradığı bir "çalışma yöntemi"nden yola çıkarak "gerçekleştirme veya gnosis" olarak daha iyi anlaşılır. Bu açıklama eski Upanishadlarda ve Bhagavad Gita'da bulunur.[16]

Jñāna yoga, jnana'ya ulaşmaya giden yoldur. Hindu felsefelerinde bahsedilen üç klasik yoga türünden biridir, diğer ikisi karma yoga ve bhakti yogadır.[5] Modern sınıflandırmalarda Raja yoga, Vivekananda tarafından yapılan bir ekleme ile dördüncü yoga ana akımı oldu.[17]

Kurtuluşa giden üç farklı yoldan, jnana marga ve karma marga görece daha eskidir, kökenleri Vedik dönem literatürüne kadar dayanır.[6][18] Eğilim, yetenek ve kişisel tercihe [19][20] bağlı olarak her üç yol da herkese açıktır ve genelde her üçü de farklı derecelerde birçok Hindu tarafından uygulanmaktadır.[6][21]

Klasik yoga, dhyana (meditasyon) uygulamasını vurgular ve bu, jñāna yoga dahil olmak üzere Hinduizm'deki üç klasik yolun da bir parçasıdır.[5][16] Bilginin yolu, felsefi tefekkürü tercih edenlere yöneliktir, çalışma ve meditasyon gerektirir.[20][22][23]

Jnana yoga, takipçilerini Ego'dan uzaklaşmanın ve ebedi benliklerini (atman) bedenle ilişkili olandan (maya) ayırmanın bir yolu olarak kendileri hakkında üçüncü tekil şahıs şeklinde düşünmeye ve konuşmaya teşvik eder.[24]

Upanishadlar

Upanishadlarda jnana yoganın amacı, bireysel benlik (Atman) ile mutlak Benliğin (Brahman) birliğini kavramaktır.[16] Bu öğretiler eski Upanishad'larda geçer.[10] Chambliss'e göre, bu Upanishad'lardaki mistik öğretiler, "Benlik bilgisinin yolunu", birleşmeyi, Benliğin (Atman) ve Brahman'ın birliğinin kavranmasını anlatır.[25]

Upanişadlardaki öğretiler, teistik olmayan monizmden teistik düalizme kadar çeşitli şekillerde yorumlanmıştır.[13][26] Teistic olmayan monizim yaklaşımında, ritüeller gerekli değildir ve benliğin doğru bilgisi (jnana) için iç gözlem ve meditasyon yolu vurgulanır. Tesitic düalizm yaklaşımında ise ön plana çıkartılan bir Vishnu avatarı, Shiva veya Shakti'nin (Tanrıça) tam ve doğru bilgisidir. Tüm çeşitli yorumlamalarında, yollar birbirini mutlak olarak dışlamaz. Bir Jnana yogi ayrıca Karma yoga veya Bhakti yoga veya her ikisini farklı önem seviyelerinde uygulayabilir.[13][26]

Robert Roeser'e göre Hinduizm'de Jnana yoganın kuralları muhtemelen Karma yoga ve Bhakti yogadan önce, yaklaşık MÖ 500 yıllarında sistematikleştirildi.[27]

Bhagavad Gita

Bhagavad Gita'da jnana yoga, buddhi yoga olarak da anılır ve amacı kendini gerçekleştirmektir.[28] Metin jnana marga'yı tercih edenler için en zor, yavaş ve kafa karıştırıcı yol olarak görür; çünkü jnana yoga "biçimsiz gerçeklik", avyakta ile ilgilenir. Entelektüel yönelimli insanların tercih etme eğiliminde oldukları yoldur.[29]

Bhagavad Gita'nın 4. bölümü jnana yoganın genel açıklamasına odaklanır, 7. ve 16. bölümler ise teolojik ve aksiyolojik yönlerini tartışmaktadır.[30][31][32] Krishna, jñāna'nın en saf olduğunu ve kişinin Atman'ının keşfi olduğunu söyler:

"Aslında, bilgi kadar saf hiçbir şey yoktur. Yogada mükemmelleşen kişi zamanla bilgiyi kendi Atman'ında bulur."[3

Karma yoga (Diğer adıyla Karma marga), Hinduizmdeki üç ruhani yoldan biridir, "eylem yogası" olarak da bilinir.[1] Karma yoga için doğru eylem bir dua şeklidir.[2] Hinduların ruhani uygulamalarındaki yollardan biridir, diğerleri Jnana yoga (bilgi yolu) ve Bhakti yogadır (kişisel bir tanrıya sevgi dolu bağlılık yolu).[3][4][5] Hinduizmde bu üç yol birbirini dışlamaz, ancak Karma yoga, Jnana yoga ve Bhakti yoga arasındaki görece ağırlık kişiye göre değişir.[6]

Hinduizmdeki ruhsal kurtuluş yollarından karma yoga, bencil olmayan eylemin yoludur.[2][7] Ruhsal bir arayıcının, eylemin meyvelerine veya kişisel sonuçlara bağlanmadan dharma'ya göre hareket etmesi gerektiğini öğretir. Bhagavad Gita'ya göre Karma yoga zihni arındırır. Kişinin işin dharma'sını ve işi kişinin dharma'sına göre düşünmesine, tanrının işini yapmasına ve bu anlamda kişinin hayatının her anında "tanrı Krishna'ya benzemesine" ve var olmasına yol açar.[2]

İçindekiler

1 Konsept
2 Bhagavad Gita
3 Diğer Hindu Metinleri
4 Kaynakça

Konsept

Bhagavad Gita'daki Lord Krishna'ya göre, Karma yoga "başkalarının yararına gerçekleştirilen özverili eylemin" ruhsal uygulamasıdır.[8][9] Karma yoga, çalışma yoluyla mokşa'ya (ruhsal kurtuluşa) ulaşmanın bir yoludur. Doğru eylem meyvelere bağlanmadan ya da sonuçların ne olabileceğiyle manipüle edilmeden kişinin görevine adanmasıdır ve ödüllere ya da başarı veya başarısızlık gibi sonuçlara aldırmadan kişinin elinden gelenin en iyisini denemesidir.[10]

Hindu metinlerine göre bir insanın eylemin meyvelerini bekleme eğilimi normaldir; ancak meyvelere ve ivedi pozitif sonuçlara aşırı bir bağlılık dharma'yı (etik, doğru eylem) tehlikeye atabilir. Bilimoria, karma yoga'nın "etik olarak ince ayarlanmış eylem" olduğunu belirtir.[11] Felsefe ve Asya çalışmaları profesörü Stephen Phillips'e göre karma yogada "sadece dharmik eylem" uygundur, bu da kişinin kendi rolünü ya da çıkarlarını önemsizleştirmesi ile olur. Bunun yerine karma yogi, tüm tarafların çıkarlarını, tüm varlıkları, Prakṛti'nin unsurlarını tarafsız bir şekilde ele alır ve sonra doğru olanı yapar.[12] Ancak Phillips, buna katılmayan ve "herhangi bir eylem karma yoga olarak yapılabilir" diyen yorumcular var ve dharma ile tutarlı olması gerekmediğini ekliyor.[12][13]

"İşin senin sorumluluğundur, sonuçları değil. Eylemlerinin meyvelerinin amacın olmasına asla izin verme. Eylemsizliğe de teslim olma. Kendine sıkıca sarıl, işini yap, hiçbir şeye bağlanmadan. Başarı ve başarısızlık karşısında eşit tavır al. Dengeli olmak gerçek yogadır." [7][14][15]

Bilimoria'ya göre Karma yoga duyguların veya arzuların kaybedilmesi anlamına gelmez, daha ziyade "sakinlik, denge" tarafından "tutkusuz, kayıtsız" bir güdü ile yönlendirilen eylemdir; tek yanlılık, korku, özlem, kendini veya bir grubu desteklemek, kendine acıma, kendini yüceltme veya herhangi bir aşırı tepki biçiminden kaçınır.[11] Din Bilimleri profesörü Harold Coward'a göre bir Karma Yogi, ev hanımı, anne, hemşire, marangoz veya çöp toplayıcı olması fark etmeksizin, kendi şöhretini, ayrıcalığını veya maddi ödülünü düşünmeden, sadece Tanrı'ya adanmışlıkla hareket eder ve görevini yerine getirir.[16]

Phillips'e göre Karma yoga, yoginin başkalarının yararına özverili bir şekilde çalıştığı "herhangi bir meslekte veya aile aktivitesinde bütün eylemler" için uygulanabilir. Bu noktada karma yoga, tipik olarak izolasyon ve meditatif iç gözlem yoluyla kendini geliştirmeye ve kendini gerçekleştirmeye odaklanan diğer yoga türlerinden ayrışır.[17] Phillips'e göre "kayıtsız eylem" fikri Hinduizme özgü değildir, benze şekilde Budizm ve Jainizm'de de rahipler için kayıtsızlık, arzu duymama ilkelerine rastlanır.[17]

Bhagavad Gita

Bhagavad Gita'nın ilk altı bölümü Karma yogayı, 7-12 arası bölümleri Bhakti yogayı ve 13-18 arası bölümleri Jnana yogayı tarif eder.

Bhagavad Gita'ya göre, doğru duygu ve doğru tavırla doğru amaca yönelik özverili hizmet, bir ibadet ve maneviyat biçimidir.[2][18][19]

Bhagavad Gita'nın 3.4 vecizesi, tıpkı dünyadan vazgeçmenin ve keşiş kıyafeti giymenin kişiyi otomatik olarak ruhani yapmaması gibi, işten kaçınmanın veya işe başlamamanın da esaretten kurtulmanın yolu olmadığını belirtir.[20] 3.5 vecizeye göre, eylemde bulunmama sonuçları ve karmik etkisi olan bir eylem biçimidir ve varoluşun doğası gereği insanların çevrelerinde, bedenlerinde veya zihinlerinde hareket etmedikleri bir an bile yoktur.[20][21] Bhagavad Gita'nın 3.6'dan 3.8'e kadar olan vecizeleri, eylemin vücut tarafından motive edilebileceğini veya dış etkenler tarafından harekete geçirilebileceğini belirtir. Alternatif olarak, kişinin içsel yansıması ve gerçek benliğiyle motive edilebilir (ruh, Atman, Brahman).[10][22][23] İlki esaret yaratır, ikincisi özgürlüğü güçlendirir. Özgürleşmiş mutluluk durumuna giden ruhsal yol, sonuçlara, meyvelere, başarıya veya başarısızlığa bağlanmadan yapabildiğinin en iyisini yapmaktır. Bhawuk'a göre böyle bir nishkama karması (niṣkāmakarma) uygulayan bir karma yogi, "doğası gereği doyurucu ve tatmin edici olan içe doğru bir yolculuk" yapar.[22][24][25]

"Kayıtsız eylem"in dayanağı, kişi ödül alma umuduyla ne kadar çok hareket ederse, o kişinin hayal kırıklığına, hüsrana veya kendine zarar verici davranışlara o kadar yatkın olmasıdır. Dahası, temelin başka bir kısmı, kişi "kayıtsız eyleme" ne kadar bağlı kalırsa, dharma'yı (etik boyut) o kadar çok düşünür, eylemin diğer yönlerine odaklanır, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır ve bu özgürleştiren öz-yetkinliğe götürür.[26]

Bhagavad Gita'nın 5. bölümüne göre, hem sannyasa (vazgeçme, manastır hayatı) hem de karma yoga kurtuluş araçlarıdır; ancak Bhagavad Gita bu ikisi arasında karma yogayı önerir, adanmış bir karma yoginin ne nefret ettiğini ne de arzuladığını ve bu sayede "ebedi feragat eden" olduğunu belirtir.[23]

Bhagavad Gita, karma yoga sürecinin bir özetini verir.[27] Gita metni, Mahabharata olarak bilinen destandan bir bölümdür; büyük bir hanedan savaşının eşiğinde prens Arjuna ile arkadaşı ve aynı zamanda arabacısı Lord Krishna arasında geçen bir diyaloğu anlatır. Arjuna her iki tarafta da arkadaşları ve akrabaları olduğu için yaklaşan savaşla ilgili üzüntü ve endişelerini dile getirir. Cevap olarak Krishna, Arjuna'nın doğru ilkeler üzerinden savaşmaya devam etmesi için bir dizi felsefi yoga sistemi ve uygulaması (karma yoga dahil) hakkında vaaz verir.

Bhagavad Gita'da Krishna der ki:

"tasmad asaktah satatam karyam karma samacara asakto hy acaran karma param apnoti purushah"

Bu nedenle, faaliyetlerin sonuçlarına bağlı kalmadan, görev güdüsüyle hareket edilmelidir, çünkü bağlılık olmadan çalışan kişi Yüce olana ulaşır.[28]

Diğer Hindu Metinleri

Bhagavad Gita'daki karma yoga fikirlerinin öncüsü olan en eski metinler, Brihadaranyaka Upanishad gibi eski Upanishad'lardır.[29] Diğer Vedik metinler ve Mimamsa Hindu felsefesi okulunun post-Vedik edebiyatı karma marga'dan söz eder, ancak bunlar bağlamsal olarak ritüel yoluna atıfta bulunur.[30] Raju'ya göre, Ortodoks olsa da Mimamsa fikirleri, üzerine Karma yoga felsefesinin gelişmesi için verimli zeminlerdi.[31]

Karma yoga, diğer birçok Hindu metninde de geçmektedir. Örneğin, Bhagavata Purana'nın 11.20 bölümü, ruhsal özgürleşmenin yalnızca üç yolu olduğunu belirtir: jnana yoga (bilgi), karma yoga (eylem) ve bhakti yoga (adanmışlık).[32] Felsefe eğilimi olanlar "bilgi yolunu" tercih ederler. Sanatın, becerilerin ve bilginin verimli bir şekilde uygulanmasına meyilli olanlar "karma yolunu" tercih ederler. Duygusal bağı tercih edenler, "adanmışlık yolunu" tercih ederler. Bu üç yol, görece farklı ağırlıklarla örtüşüyor.[6][32]

Narada Purana'nın 33. bölümünde de karma yoga konusu geçer.[33]

Daha sonra Hinduizm içindeki yeni hareketler, raja yogayı dördüncü manevi yol olarak ekledi, ancak diğer üç yoldan farklı olarak raja yoga evrensel olarak kabul görmüş değildir. [34] [35]

Meditasyon, Latince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamıyla birçok Batı dilinde "derin düşünme" anlamına gelmekte olan bir terim olup, sözlüklerde, "kişinin iç huzuru, sükûnet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad" olarak tanımlanır. Meditasyon tekniklerine, ait oldukları, Budizm (Hindistan), Taoizm (Çin), Bön (Tibet), Zen (Japonya) ve İslamiyet'te (tefekkür) gibi inanç sistemlerine göre ve izledikleri yöntemlere göre değişik adlar verilmiştir. Ayrıca günümüzde mevcut farklı inanç sistemleri, mezhepler ve ekoller meditasyonu farklı olarak yorumlamakta ve farklı şekillerde uygulamaktadırlar. Bu bakımdan standart ya da tek biçimli bir meditasyondan söz etmek olanaksızdır.

Meditasyon, birçok kültürde ve dinde uygulanan manevi bir arınma tekniğidir. Uyanıklık ve konsantrasyon çalışmalarıyla kişi kendini toplar ve zihnini, ruhunu dinlendirir. Doğu kültürlerinde meditasyon, köklü ve bilinç açıcı bir teknik olarak kabul edilir. Söz konusu olan bilinç açma durumu, her inanışa göre farklı adlandırılır. Bunlar; boşluk, farkındalık, tek olma, burada ve şimdide olma, düşüncedeki özgürlük olarak tanımlanabilir. Transandantal Meditasyon(TM)için: "Biz meditasyonu tanımlarken onun çok dinlendirici, sakin ama artmış bir uyanıklığın da olduğu ve genellikle iç mutluluğu yaşatan öznel bir deneyimi kazanmak amacıyla tekrar tekrar yapılan zihinsel bir teknik olarak tanımlarız" denilmektedir." [1] 415 Jevning et al. (1992)

İçindekiler

1 Meditasyonun amacı
2 Meditasyon teknikleri

2.1 Temel yöntemler
2.2 Sessiz yapılan meditasyon teknikleri
2.3 Uyanık kalma ve anlama ile yapılan meditasyon teknikleri
2.4 Konsantrasyon sağlanarak yapılan meditasyon
2.5 Transandantal Meditasyon (TM)
2.6 Aktif meditasyon
2.7 Yoga
2.8 Dövüş sanatları

3 Meditasyonun etkileri
4 Uzakdoğu’dan esinlenmiş yeni meditasyon teknikleri

4.1 Yürümeli Meditasyon
4.2 Dans etme
4.3 Müzik ve şiir
4.4 Sınırlandırmalar

5 Meditasyon’un Doğulu ve Batılı tarafından yorumlanma farkı
6 Dinsel sistemlerde meditasyon

6.1 Uzakdoğu meditasyon gelenekleri
6.2 Hristiyanlık dinine göre meditasyon gelenekleri
6.3 Yoga'da meditasyon
6.4 Taoizmde Meditasyon
6.5 Budizm'de Meditasyon

6.5.1 Samādhi (Meditatif eğitim): samatha meditasyonu
6.5.2 Prajñā (Erdem): vipassana meditasyonu
6.5.3 Zazen
6.5.4 Vajrayana / Tantra

6.6 Kabbalada Meditasyon
6.7 Tasavvufta Meditasyon

7 Meditasyonun faydaları
8 Meditasyon üzerine araştırmalar
9 İç bağlantılar
10 Kaynakça
11 Notlar

Meditasyonun amacı

Meditasyon yapmak; genel inanışa göre sessiz sakin olmak ve farkındalığı artırmak için, bilinçli olmayan, sadece zihni izleme amaçlı bir çaba gibi görünmektedir. Ancak bu terim standart ya da tekbiçimli olmayan çok sayıdaki farklı uygulamaların genel adıdır. Oldukça hareketli olan, açık bilinçli düzeyde yapılan veya fiziksel sağlık ve tedavi amacıyla yapılan meditasyonlar da mevcuttur. Dini inançlardan bağımsız olarak meditasyon bir başka düzeydeki gerçekliği algılamayı sağlayabilir. Meditasyon ister bir dua, ister derin, mistik bir düşünce ve bilinç durumu veya fiziksel ve psikolojik sağlık kazanma arayışı olarak yapılsın, bu başka düzeydeki gerçeklik farkındaliği kişisel olgunlaşma ve gelişim olarak tezahür eder. Varlığı hissetmekle, insanın içinde ve çevresinde olan bitenlerle yoğun bir biçimde ilişkiye geçmektir.[2]

Meditasyon teknikleri

Meditasyon teknikleri, belli başlı gruplarda toplanamayacak kadar çeşitlilik gösterir. Bu söz konusu teknikler dinsel kökenli geleneklere göre, her birinin kendine özgü öğretileri olan dini okullara ya da dini yönelişlere göre farklı olabilir. Birçok okul değişen meditasyon tekniklerine bağlı kalmıştır. Meditasyon teknikleri bunun yanı sıra, özellikle 20.yy.ın 50’li yıllarından itibaren batı öğretilerine ve uzak doğu öğretilerinin bir kısmına ilham vermiştir. Meditasyon teknikleri gereksinimlere göre batı öğretilerine uyarlanmıştır. Tüm meditasyon teknikleri, gündelik bilinç halinin gerçek farkındalığa dönüştürülmesini sağlayan manevi bir aracı yöntem olarak adlandırılabilir. Bu yöntem vasıtasıyla, şimdiye kadar yaşanmış olan şeyler geride bırakılır, kişi özellikle beklentilerden, geçmişteki öznel anlam yüklü yaşanmışlıklardan ve gelecekle ilgili planlardan meditasyon sayesinde arınır. Çoğu meditasyon tekniği, gerçek farkındalığı ve kökten rahatlamayı eşzamanlı mümkün kılarak bilinçli olma durumuna ulaşılmasını sağlar. Meditasyon teknikleri başlıca iki grupta toplanabilir:

Sakin oturma teknikleriyle uygulanan pasif (sadece zihinsel anlamda) olan meditasyon teknikleri
Sesli konuşmalar ve müzik eşliğinde dikkati toplamayı sağlayan, bedensel hareketlerle yapılan aktif meditasyon teknikleri

Her iki meditasyon tekniği de hem aktif olarak dikkat toplamayı hem de pasif olarak gevşemeyi, pasif olma durumunu kapsar. Genellikle meditasyon denilince akla pasif meditasyon şekli gelir. Bu formun kullanımı daha yaygındır.

Temel yöntemler

[Özgün araştırma]
Bu bölümdeki özgün araştırma, doğrulanamaz veya yoruma dayalı ifadeler içerdiği düşünülmektedir.
Lütfen iddiaları kontrol ederek ve yeni kaynaklar ekleyerek geliştirin. Özgün araştırmadan oluşmuş ifadeler kaldırılabilir.
Ayrıntılar maddenin tartışma sayfasında bulunabilir.

Bununla birlikte, en genel anlamda ele alınırsa, başlıca üç çeşit meditasyon yöntemi vardır:

1-Konsantrasyon ve kontemplasyon yöntemi: Dikkatin tek bir noktada toplanmasına dayanır. Zihnin konsantre olduğu bu nokta, soyut bir düşünce, bir mandala, bir yantra (bir geometrik biçim), bir koan (bilmecemsi Zen soruları), bir mantra (bir ses, sözcük, cümle veya şarkı), bir mum alevi, solunum kontrolü veya bir başka şey olabilir. Konsantre olunan şey hangi düşünce ya da hangi konuysa, dış uyaranlardan etkilenmemeyi becererek ve zihne girmeye çalışan konu-dışı fikirleri geri göndererek o konu üzerinde derin ve ayrıntılı bir biçimde ve zorlanmadan düşünmek söz konusudur. Bununla birlikte konuyla ilgili bilinmesi gerekli noktalar varsa, bunların zihinde biçimlenmesine izin verilir. Bu şekilde, tek konudan ilham alınarak yeni şeyler öğrenilebilir. Düşünce kendi konusunun dışına kaçmak eğilimini gösterir göstermez, derhal müdahale edilerek, sükunetle, ilk konuya yeniden dönülür. Esas olan, konuyla ilgili yeni sezgileri alabilmektir, henüz bilinmeyen hakikat ve kavramların zihin alanında yer bulabilmelerini sağlamaktır.

Meditasyon sırasında gözlerin kapalı bulunmasının daha iyi sonuç verdiği bilinmektedir. Bir ses, bir sözcük, bir cümle veya bir şarkı biçimindeki mantraların tekrarının, özellikle meditasyonun sürekliliğini sağlayan monoton bir uyaran olması bakımından yararı bulunmaktadır. Ayrıca, kimilerine göre, bazı mantralar ses titreşimleri yoluyla yaratılan birtakım tesirlerle de meditasyoncuya yararlı olmaktadırlar. Mantralar dinlere göre ve bir üstadın öğrencisi hakkındaki kişisel belirlemelerine göre değişirler. Meditasyoncu, düşünürken aklına başka şeyler gelirse, sükunetle mantrasını tekrar eder ve ana konuya geri döner. Kısaca, meditasyonda mantra bir anahtar gibi kullanılır.

2- "Bilinç ayrışması" olarak adlandırılan ikinci yöntem ise, ne olup bittiğini tarafsız bir gözlemle izleme yöntemi olarak açıklanabilir. Bu yöntemin en tanınmış şekli Zen'deki shikantaza denilen bir zazen uygulamasıdır. Kelime olarak "sadece oturma" anlamına gelen shikantaza, uygulayıcının dikkatini herhangi bir nesneye yönlendirmediği, nesnesiz bir meditasyondur. Daha önce elde edilen konsantrasyon gücü, şu anda meydana gelen tüm olguların tam olarak farkında olmak için kullanılır.

Bu ikinci yöntemin Uzak Doğu'da kullanılan bir başka biçimi de şöyle açıklanır: Önceden kararlaştırılmış, konsantre olunacak herhangi bir konu yoktur, zihnin düşüncesiz kalması, boş tutulması gerekir. Meditasyon ilerledikçe zihni boş tutabilme süresi de uzar. Zihnin sükunetle boş bırakılmasının amacı içte sezgisel olarak belirebilecek bu tesirlere yer ayırmaktır. Bu tür sezgiler insana diğer zamanlarda da gelmekle birlikte, meditasyon halinde daha kolay, daha açık, daha güçlü ve daha özgün halde gelirler.

3-Transandantal Meditasyon(TM) tekniği, diğer iki yöntemden farklı olarak tamamen dikey işleyen doğrudan içe dalış tekniğidir. TM'de zihin yüzeyde gezinmeden düşüncenin kaynağına çabasız bir dalış gerçekleştirir. Derin iç mutluluk bilinci olarak adlandırılan bu sınırsız bilinç haline zihin kendi doğal eğilimiyle ulaşır ki diğer tekniklerden farkı burada yatar. O nedenle transandantal meditasyon için doğal bir teknik denmektedir; uygulama sırasında hiçbir şekilde konsantrasyon, hayal kurma, zihinde bir şeyler canlandırma veya felsefi kavramlar üzerinde düşünceye dalmak söz konusu değildir. Bilincin en yalın, en sade uyanıklık biçimi kazanılır ki Maharishi bunu ağacın kökünden beslenmesine benzetir.

Sessiz yapılan meditasyon teknikleri

Hristiyan geleneklerinde, farklı meditasyon, düşünme teknikleri ve öğretileri bulunmaktadır. “Tanrıya ulaşma” genellikle yazılı öğretilerle (lectio) ve sözlü ya da düşünsel boyuttaki dualarla (oratio) yapılır. Bu söz konusu eylem, belli bir sürecin başlangıcıdır.

Bunu çok nadir de olsa inzivaya çekilerek yapılan ya da belli düşüncelerin tekrarıyla oluşan (meditatio) somut davranış teknikleri takip eder. Devamda ise, Hiççiliği esas alarak sakin düşünme (contemplatio) dua etme tekniği yer alır. Tüm bu yapılanların amacı, en sonunda düşünsel farkındalığı ve gündelik bilinçli olma durumunu eşzamanlı yaşatmaktır. Vita activa (eylemsel yaşam) ve vita contemplativa (içsel, ruhsal, düşünsel yaşam) arasında hiçbir fark yoktur.

Uyanık kalma ve anlama ile yapılan meditasyon teknikleri

Vipassane ve Zazen, Batı’nın Uzakdoğu geleneklerinden esinlenerek oluşturduğu en bilinen pasif meditasyon şeklidir. Her iki tekniğin de birçok benzer özellikleri bulunmaktadır. Meditasyon yapanlar, gevşeme ve gerilme hareketlerinin uyumuyla harmanlanmış faydalı davranışlarda bulunmaya özen gösterirler.

Meditasyon okullarında uygulanan farklı meditasyon tarzlarındaki çalışmaların özünü ruhsal, duygusal ve bedensel anlamda şimdiyi gözeterek edinilen tam uyanıklık oluşturur. Söz konusu iki meditasyon tarzının da amacı; düşünmeden, hissetmeden, kayıtsızca burada - şimdide olma farkındalığını öğretmek değildir. Meditasyonun amacı; Herz-Sutra’daki ikiliği yok etmek gibi duyular-üstü manevi tecrübelerdir.

Konsantrasyon sağlanarak yapılan meditasyon

Ruhu sakinleştiren meditasyon olarak da bilinen Samatha Meditasyon’da bir objeye konsantre olunur. Örneğin bu obje; belirgin bir şekilde alınıp verilen nefes, hayali bir resim, tek bir düşünce ya da Mantra (nağmelerle tekrar edilen şiir) olabilir. Konsantre olunarak sağlanan düşüncenin nesneler üzerinde yok etme gibi etkisi bile vardır. Gündelik düşünme tarzının yerini insan ruhunda sükûnet bulma düşünesi alır.

Samatha Meditasyon ve Vipassana Meditasyon bazen birbirinden bağımsız iki teknik olarak algılanır. Samatha Meditasyon genellikle Vipassana Meditasyon’a giriş olarak bilinir.

Konsantrasyon sağlanarak yapılan meditasyonun önemli şekillerinden birisi de isim duasıdır. Bu tip meditasyonda tanrı isimleri şiir gibi ya da şiirsel bir ezgiyle kullanılır.

Transandantal Meditasyon (TM)

Düşünceyi aşma meditasyonu olarak da adlandırılabilecek TM, Hint bilge Maharishi Mahesh Yogi (1918-2008) tarafından dünyaya yeniden kazandırılan kolay ve doğal(çabasız) bir meditasyon tekniği olarak bilinir. Bu otantik meditasyon tekniğini Maharishi Mahesh Yogi,kendi öğretmeni olan Guru Dev Brahmanda Saraswati'nin hazinesinden bulduğunu belirtir ve 1955 yılından itibaren onu bütün dünyayla paylaşmaya başlar. Bu teknik aracılığıyla konsantrasyona ya da kontemplasyona(anlam düzeyinde düşünceye dalma) gerek duyulmadan çok basit, doğal ve zahmetsiz bir şekilde zihnin kendi içinde durulması gerçekleşir(aşkınlaşma-transending). Bu meditasyon öğretildiği şekilde yapıldığı takdirde derin bir huzura ve aynı zamanda tam bir uyanıklığa sahip olunabilir.

TM sırasında deneyimlenen “Bu sınırsız farkında olma durumu” transandantal bilinç halinin(kendine özgü bir fizyolojik karşılığına sahip olarak), zaman içinde sürdürülen düzenli uygulama sayesinde uyanıklık, rüya ve derin uyku durumlarında da devam ettiği kozmik bilinç olarak adlandırılan yeni bir bilinç durumunu ortaya çıkardığı belirtilir: Günlük yaşamın içinde kendiliğinden korunan sakin-uyanıklık hali...[1] 415 Jevning et al. (1992)

Transandantal meditasyon günde iki kere 15–20 dakika rahat ve sessiz oturarak gözler kapalı şekilde yapılır. Özel bir yaşam tarzı değişikliği gerektirmediği ve bir inanç sistemi olmadığı için her inançtan ya da hayat görüşünden insanın kolayca yapabileceği mekanik işleyen bir meditasyondur. Dünyada meditasyon üzerine yapılan en fazla bilimsel araştırmanın Transandantal Meditasyon üzerine yapılanlar olduğu söylenebilir. (1960'lardan itibaren) Tekniğin öğrenilmesi için bütün dünyada verilen kurslara katılmak yeterli olmaktadır.

Aktif meditasyon

Zen Budizmi'nde: Kinhin (aktif meditasyonun bir biçimi) Zen Budizm’inde farklı eylemlerle bilinç açıcı davranışlarda bulunmaya yardımcı olur. Bu eylemlere çay seremonileri (Sadō), yazma sanatı (Kado), çiçek toplama (Ikebana), Shakuhachi’nin Bambuflütü’nün sanatsal ezgileri sanatsal değer taşıyan Zen Bahçeleri örnek gösterilebilir. Zen Budizm’inde düzenli meditasyon yapanlar günlük görevlerini (bulaşık yıkama, temizlik, bahçe v.s) büyük bir manevi istekle yaparlar.Bilinçli olma ve farkındalık esas görevleridir.

Tantra meditasyonu: Tantra; Hinduizm ve Budizm geleneklerinin kökü niteliğindedir. Shakti akımının öğretilerindendir. Daha sonra Daoizm’de de yer almıştır. Tantra, mistik bir bilgi edinme yoludur. Tantra meditasyonunda, farklı tanrısal kavramlar ve şiirselleşmiş kutsal sözler görselleştirilmiştir. Kundalini ve Çakra öğretileriyle ilişkili olan Hinduizm Tantra’sı batıda John Woodroffe aracılığıyla tanınmıştır. Budizm’deki şeklini tantrik ya da Tibet Budizmi olarak da bilinen Vajrayana Budizim’i aracılığıyla almıştır.

Tantra’da uygulanan ritüellere cinsel teknikler de eklenebilmektedir. Söz konusu cinsellik kavramı hayat gücünün en öz kaynaklarına hizmet etmeye yarayan bir yoldur. Nefes ve enerji gibi içsel davranışlar, içsel tecrübeye sebep olan cinsel birleşme esnasında gerçekleşir. Bu cinsel terapi olarak da adlandırılan eylemler bugün “Neo-Tantra” olarak da bilinen akıma özgüdür.

Yoga

Yoga geleneklerinde farklı bedensel hareketler, çalışma ve nefes teknikleri; oruçla ve meditasyon yaparken uygulanan mantralarla desteklenir. Raja-Yoga’da içe, ruha dönük olma (Pratyahara) ve konsantrasyon (Dharana), meditasyonun hazırlık aşamasıdır. Burada konsantrasyon, Ishvara-Samadhi’nin gelişim aşaması için zorunlu olarak görülmektedir. Uzun süre sessiz ve hareketsiz olarak uygulanan Asana artık meditasyona özgü bir davranış olarak kabul edilir.

Dövüş sanatları

Dövüş sanatları, meditasyonun bir dalı olarak görülebilir. Özellikle Daoizm geleneklerindeki içe dönük dövüş sanatı (Taijiquan), meditasyon açısından önemli rol oynar. Bazı dövüş sanatı türlerinden saldırgan figürler çıkarılmıştır. Ayrıca, birçok dövüş sanatı (Aikido, Karate, Judo, Kinomichi) türlerinde meditasyona özgü hareketler yapılır.

Meditasyonun etkileri

Düzenli yapılan meditasyonun rahatlatıcı etkisi vardır ve Batı ülkeleri tıpta meditasyonun rahatlatmak amaçlı kullanılabileceğini kabul eder. Meditasyonun etkileri, beyin dalgaları değişiminde nörolojik olarak ölçülmüştür. Meditasyon yaparken kalp atışları yavaşlar, nefes alıp verme düzenli hale gelir ve kaslardaki gerginlik azalır. Amerikalı beyin bilimci Richard Davidson, Tibetli rahipler üzerinde yaptığı araştırmada alnın sol tarafının hemen arkasında önemli hareketlenmeler olduğunu bulgulamış ve elektroansefalografi (beyin dalgalarının kaydı EEG) sonucu Gama dalgalarının bu hareketlenmeleri geliştirdiğini ispatlamıştır. Psikolog Sara Lazer ise; düzenli meditasyon yapanlar üzerinde yaptığı araştırmalar sonucu, ön beyin kısmında bilişsel-duygusal gelişme ve rahatlamaya sebep olan alanda diğer insanlara nazaran daha çok gelişmenin olduğunu saptamıştır.

Transandantal Meditasyon'un(TM) kardiyovasküler sistem üzerindeki yararları uzun yıllardır bilimsel araştırmalarca kanıtlanmaktaydı. Bağımsız araştırmalarda belirlendiği üzere, 2000 yılınde Stroke isimli tıbbi bir yayın organı, TM tekniğinin sağlık eğitim programlarına kıyasla aterosklerosisi daha fazla azalttığı belirlenen araştırmayı yayınladı. 2007 yılında Kentucky Üniveristesince yapılan bir diğer araştırmada TM tekniğinin, biyofidbek ve kas gevşetme tekniklerine göre yüksek tansiyonu çok daha hızlı normalleştirdiği bulundu. 2011 yılında "Health Science Journal" da yayınlanan bir araştırma sonucuna göre düzenli olarak TM uygulayanlarda sağlık masrafları ve tıbbi hizmetlere başvurular azalmaktaydı. 1989 yılında Stanford Üniversitesinde yapılan bir araştırmada uzun süredir TM uygulayanlarda kaygı bozukluğunda azalma tespit edildi, Eppley, Kenneth; Abrams, Allan; Shear, Jonathan (1989). "Differential effects of relaxation techniques on trait anxiety: A meta-analysis". Journal of Clinical Psychology. ABD'de NIH(ulusal sağlık kurumu), 1999-2009 yılları arasında Maharishi Yönetim Üniversitesine verdiği toplam 30 milyon dolarlık karşılıksız araştırma burslarıyla, TM'nin sağlık üzerine olan yararlarına dair araştırmaları destekledi.

2007 yılında Ospina (Alberta Üniversitesi, ABD) ve Bond (Practice Center’a bağlı Capital Health Evidence, Edminton, Kanada) tarafından kan basıncı, kalp ve dolaşım sistemi bozuklukları, uyuşturucu ve yanlış ilaç kullanımı konusundaki meditasyonun etkileri üzerine 813 tıbbi ve psikolojik alanda bilimsel araştırma yapılmıştır.

Günümüzde meditasyona terapi olarak olağanüstü bir ilgi vardır. Bu zamana kadar araştırmaların büyük bir kısmı bu doğrultuda olmuştur; fakat belli netliklere dayandırılamadığı için yetersiz kalmıştır. Artık meditasyonun yüksek kan basıncını ve stresi azalttığı hastalar üzerinde yapılan deneyler sonucu kesin olarak kanıtlanmıştır. Buna ek olarak; sağlıklı insanlar da Yoga gibi meditatif faaliyetlerle yüksek kan basıncını, kalp ritimlerini ve kolesterol seviyelerini düzenleyebilmektedir. Eskiden yapılan araştırma yöntemleri teorik eksikliklerden dolayı yetersiz kalmıştır. Fakat şimdiki araştırmalara; uygulamalar, analizler ve yapılan kayıtlarla kesinlik kazandırılmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucu, meditasyon beş kategoriye ayrılmıştır: Mantra-Meditasyon, farkındalık yaratmak için yapılan meditasyon, Yoga, Taijiquan ve Qi Gong. Genellikle duyular üstü meditasyon ve rahatlama teknikleriyle yapılan meditasyona yönelik araştırmalar yapılmıştır. Bunları, Yoga ve farkındalık yaratmak için yapılan meditasyon çeşitleri takip etmiştir. Bu söz konusu araştırmalar, Alberta Üniversitesi Practice Center’a bağlı kurum tarafından ABD Sağlık Bakanlığı’nın izniyle yapılmakta ve ABD Bethesda tamamlayıcı ve alternatif Tıp Merkezi tarafından finanse edilmektedir.

Akıl ve Yaşam Enstitüsü’nün (Mind and Life Institute) katılımıyla tanınmış bilim insanlarının yapmış olduğu deneylerde meditasyonun beyin üzerindeki etkileri gösterilmiştir.

Uzakdoğu’dan esinlenmiş yeni meditasyon teknikleri

Şimdiye kadar bilindik en yeni meditasyon tekniği, Bhagwan Shree Rajneesh (Osho) tarafından geliştirilen meditasyon tekniğidir. Bu teknikte, esas meditasyon sürecinden önce aktif hareketlerle ve güçlü nefes alma teknikleriyle vücuttaki gerginliği yok eden ve duyguların insanın kendi vücudunda yoğunlaşmasına yardımcı olan bir süreç bulunmaktadır. Dinamik meditasyon; Kundalini meditasyon, Nataraj meditasyon ve Nadabrahma meditasyon olarak da bilinir.

Sonuç olarak, yeni çağ hareketleri çerçevesinde sayısız aktif-meditasyon teknikleri geliştirilmiştir. Söz konusu bu tekniklere, yol gösterici ve açıklayıcı kılavuzlar ya da müzik CD’leri eşlik etmektedir.

Yürümeli Meditasyon

Genelde herhangi bir bedensel eylem, bir meditasyon tekniğinin odak noktası olmuştur. İnsanların yapmak zorunda olduğu en basit bir eylem olan “yürümek” hem Hristiyan kültüründe hem de Uzak Doğu geleneklerinde (Zen Budizmi'nde) meditasyon uygulamasıdır. Bu tekniğin batıdaki en önemli temsilcisi Vietnam kökenli, fakat 1971’den beri Fransa’da yaşayan Budist rahip Thich Nhat Hanh’dır.

Dans etme

Dans etme, Uzakdoğu’dan esinlenerek geliştirilmiş meditasyon tekniklerinin bazılarında, meditasyonun hazırlık aşaması olarak kabul edilir. Doğu geleneklerinde, Sufizm’de var olan derviş dansı, İslam inancında manevi dünyaya yönelmenin bir aşamasıdır. Derviş dansını (Semah); farkında olma ve derin düşünce, bedenin manevi anlamda özgür olma durumu takip eder. Bu özgürlük, meditasyona (İslam’daki ismi zikir), sonsuz Allah aşkına ulaşmaya bir hazırlıktır.

Müzik ve şiir

Çoğu okullarda müzik ve ritimsel sesler meditasyon yapmak için kullanılır. Hristiyan geleneklerinde özellikle korolar meditasyonda yaygın olarak görülür. İslamiyet’te tespih çekerek okunan dualar, Budizm ve Hinduizm’deki Mantra’lar benzer meditasyon özelliklerine sahiptir. Hinduizm ve Budizm’de Mantra’lar ya sessiz, kısık sesli söylenir ya da şarkı olarak söylenir.

Sınırlandırmalar

Meditasyon yaparken uygulanmaya çalışılan benzer önemde, manevi anlamda bilinçli olma durumları ve mistik tecrübeler, trans ve insanı kendinden geçiren teknikler (trans dans), dışa yönelimli nefesler ya da içe yönelimli maddeler aracılığıyla sağlanabilir. Meditasyon temiz ve uyanık ruh haline ulaşılmasını sağlayan bilinç geliştirici tekniklerden farklılık gösterebilir. Hristiyan mistisizmi ve Vajrayana-Budizm’i gibi bazı geleneklerde meditasyon ve transa geçme arasında belirgin geçişler vardır. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet’te yapıldığı gibi dua etme biçimlerinde duyular üstü olaylar söz konusu olmaktadır. Dua etme ve meditasyon arasındaki temel fark; dua ederken yapılan konuşma, hitap ya da talebin iletişimsel içeriğidir.

Budizm (özellikle tantrik Budizm) ve Hinduizm’de duayla aynı olan talep için yapılan manevi pratikler vardır. Söz konusu bu manevi pratikler meditasyon olarak adlandırılır.Kaynak

Meditasyon’un Doğulu ve Batılı tarafından yorumlanma farkı

Meditasyon günümüzde aşağı yukarı her ülkede uygulanmaktaysa da kökeni ve en yaygın uygulandığı yer Doğu’dur. Doğu’da özellikle mistisizm bünyesinde yer alan meditasyona bazıları mistik meditasyon adını verir. Doğu’daki mistik meditasyon genellikle inzivaya çekilmenin, çileciliğin, sıkı perhiz gibi sert disiplin uygulamalarının bulunduğu ortamlarda söz konusu olmakta ve uzun süren periyotlar halinde yapılmaktayken, Batı’da meditasyon genellikle günlük yaşamın bir parçası olarak ele alınmakta ve günde bir ya da iki kez, yaklaşık yarımşar saatlik süreyle yapılmaktadır. Batılılar, meditasyonu genellikle şifa, streslerden kurtulma, rahatlama, yaratıcılık, başarı, psişik güçlerini geliştirme, ilişki, kendine güven duyma gibi amaçlarla yaparlar. Meditasyonun Batı’daki yaygın biçimi Hinduizm ve Budizm kökenli tekniklerden türetilmiş olup Batı’da 1960'lardan itibaren popülerlik kazanmıştır.

Budizm, Hinduizm, Jainizm gibi dinlerde asıl amaç, uyanma ya da Nirvana’ya ulaşmadır. Hristiyanlık, İslamiyet ve Yahudilik dinlerine göre; manevi telkinlerin asıl amacı, dolaysız yoldan tanrıya ulaşmaktır. Manevi bir uygulama olarak meditasyona daima dinsel, psikolojik ve etik açıdan farklı yaklaşımlarda bulunulmuştur. Batı ülkelerinde meditasyon, dinsel boyuttan ve manevi amaçlardan bağımsız olarak psikoterapi alanında genel iç huzura ulaşmak amacıyla uygulanmaktadır. Meditasyon teknikleri birçok dinin de temel parçasıdır.

Dinsel sistemlerde meditasyon

Budist meditasyon üçlü bir eğitim sistemi içermektedir: Bu üç aşama arınma (sila), konsantrasyon (samadhi) ve idrak etme (prajna) olarak adlandırılır. Öğrenci, işe arınmayla başlar; sıkı bir çileci disiplini izler ve ardından, duyumsal algılarının az çok farkında olmasına rağmen, dış uyaranların düşüncesini etkilemesine izin vermeme becerisini öğrenir. Bu beceriyi kazanabilmiş olmaya "zihinsel olgunluk" (sati) denir.
Taoist meditasyonda solunum kontrolüne daha çok önem verilir ve meditasyon birtakım aşamalara erişebilme ustalığı olarak kabul edilir. En ileri aşama, soluk alıp vermenin söz konusu olmadığı, "cenin solunumu" diye adlandırılan aşamadır. Nabzın durduğu bu noktada meditasyoncu Taoist meditasyonun en aydınlık biçimi ve son hedefi olduğu belirtilen "Büyük Sükunet" haliyle şuuru "aşar".
Tibet'in spiritüel eğitim yolunda, meditasyon, algılayarak bilgi edinme (okuma, çalışma ve okunanları dinleme), kontamplasyon ve meditasyon biçiminde üç adımlı bir sistemin üçüncü adımıdır. Öğrenci çaba harcayarak bilgi edindikten sonra, öğrendikleri hakkında kontamplasyon yapar ve bunlardan çıkardığı özetleri şuuruna aktarır. Bir başka deyişle, önce çaba harcayarak bilgiyi öğrenme, sonra kontamplasyon yoluyla bilgiyi gözlemleme ve inceleme ve nihayet bunları yüksek şuurda özümleme şeklinde üç aşamalı bir spiritüel öğrenim söz konusudur.
Zen meditasyonunda amaç, kişinin, ruhsal deneyimlerle, öz varlığına ve yüksek şuuruna erişmesidir. Konsantrasyon objesi, iki temel zen sisteminden birinde, koan denilen, yanıtı aranan, şiir biçimindeki bilmecelerdir.
Meditasyon uygulamalarına çeşitli biçimler altında, Sufilik ve Musevilik'te de rastlanır.
Hint mistik Osho dinamik meditasyon tekniklerini oluşturmuştur. Modern insanın yaşadığı dinamik ve çok boyutlu hayat ve onun ritmi meditasyonun geleneksel yöntemleriyle günümüz insanı tarafından uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Osho Batının terapi yöntemlerinden esinlenerek ve onları meditasyona entegre ettiği belirtilmektedir.

Uzakdoğu meditasyon gelenekleri

Özellikle Hinduizm, Budizm ve Taoizm’de meditasyon, dua etmekle aynı anlamı taşır.[kaynak belirtilmeli]Köklü bir gelenek olan meditasyon, özellikle Hinduizm’in felsefi ve mistik kutsal kitabı olan Upanişad’ı Hindistan’daki Budist alışkanlıkları esas alır. Gelenek açısından çok çeşitli ve zengin bir yapıya sahip olan meditasyon, beraberinde Yoga’yı (konsantrasyonun ilk basamağı) geliştirmiştir. Özellikle Raya Yoga’daki Sutra’lar bugüne kadar birçok tekniği etkilemiştir. Söz konusu bu teknikler, Pranayama’daki nefesler ve bilinç açmayı sağlayan diğer tekniklerdir. Bu gelenekler meditasyonla bir bütünlük içerisindeyken beraberinde manevi amaca ulaşılabileceği düşüncesini getirir.

Hristiyanlık dinine göre meditasyon gelenekleri

Ortaçağ Hristiyanlığında ruhsal arınma teknikleri meditatio (somut bakış açısı, gözlem) ve contemplatio (somut olmayan bakış açısı, içte toplanma) diye ayrılarak insan ruhunu açıklıyordu. Özellikle mistik geleneklerde huzura erme düşüncesi ve kavrayışı, geçmişte olan şeylerin sebebini hiç düşünmemek olarak tanımlanır. Ortaçağ’da bu konu hakkında çeşitli yol gösterici eserler de yayımlanmıştır (Avila'lı Tereza eserleri). 15. ve 16. yüzyıllarda bu tür eserler, Engizisyon Mahkemeleri tarafından yasaklandı ve mistikçiler cezalandırıldı ya da dini inançlardaki sapkınlık, dine saygısızlık yüzünden aforoz edildi. Buna rağmen; belirlenmiş meditasyon teknikleri günümüze kadar ulaşabildi. Bunda Cizvit Tarikatı'nın kurucusu Loyola'lı İgnatius’un ya da Hesychasmus’daki doğu kiliseleri gibi Venedik ve Fransız geleneklerini sürdüren kiliselerin katkısı olmuştur. Protestan Kiliseleri'nde ise; gözlemci ibadet şekli Hıristiyan geleneklerine uyarlanmış somut meditasyon şekline etki bakımından önemli bir rol oynamıştır.

Yoga'da meditasyon

Bangalore'da Hindu Tanrısı Şiva'yı meditasyon halinde gösteren dev heykel

Meditasyon düşüncesiz farkındalık durumudur. O konumdayken dikkatinizi geçmişe ya da geleceğe, yani gerçekten uzağa götürecek hiçbir düşünce yoktur. Kişi düşünmediğinde dikkati sadece şu anı deneyimler. Şu an tek gerçektir çünkü orada ne bitmiş olan geçmiş vardır ne de gelecek. Fakat meditasyon uyku ya da trans konumu değildir. Çünkü meditasyon'da kişi kendi yaşadığı deneyimlerin tamamen farkındadır ve o saf farkındalık konumunda kişi içindeki sonsuz huzur, neşe ve sevgi kaynağı olan ruhunu hissetmeye başlar. Meditasyon konumunda kişinin dikkati sürekli yedinci çakranın -- Sahasrara'nın—yer aldığı başın üstündedir. Yoga burada gerçekleşir. Yani kişinin Kundalinisinin her yanı saran Kosmos'un gücüyle birleşmesi. Bu da başın üstünde serin bir esinti olarak hissedilebilir. Hafiflik ve barış konumunu hissetmeye başladığınızda sadece gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi seyredin. Düşüncelerinizi kontrol etmeye ya da onları durdurmaya çalışmayın. Kundalininiz yükseldiğinde ve alnınızın hizasındaki altıncı çakradan geçtiğinde düşünceleriniz kendiliğinden duracak ve siz kolayca düşüncesiz farkındalık konumuna, yani meditasyon konumuna gireceksiniz. Fakat bu sadece Kundalininiz uyandıktan, yani aydınlanmanızı aldıktan sonra mümkün olur.

Meditasyon, yoganın temel taşlarından biridir. Yoga ile ulaşılacak, evrenle birleşip bütünleşme haline meditasyon uygulaması olmadan gelmek mümkün değildir. Bu meditatif hal aslında pek çok dinin pratikleri içinde yerini bulmuş bir uygulamadır. Örneğin, İslam Sufizminde benzer uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır ki, en bilinen örnek “sema” meditatif hal sağlanmadan uygulamada devamlılığın kolay kolay gerçekleşmeyeceği bir çalışmadır. Yogada uygulanan mantraları, yani kutsal sözleri tekrarlayarak gerçekleştirilen meditasyonun sufizmdeki karşılığı “zikir”dir. Uygulamada solunuma ya da sema veya duaya odaklanma gibi farklılıklar olsa da, meditatif hale geçildiğinde karşılaşılan fizyolojik değişimler aynıdır. Bunu yanında her iki meditasyon esnasında da kişilerin neşeli, güçlü duygular, zamansızlık hissi, farkındalıkta artış, zihinsel dinçlik, iyi olma hissi ve genel gevşeme hissettiklerini ifade ettikleri görülmektedir.

Meditasyon, uygulayıcısı tarafından kendi kendine ve kendi içsel varoluşunda keşfedilecek nihai noktayı hedefler. Bu ise konsantrasyonun (dhrana) ötesinde bir haldir (dhyana) ve konsantrasyonun devamlılığı sonucunda oluşan düşüncesiz kalma ile başlar. Dolayısıyla bu kendine kendine ulaşılması gereken hal için şüphesiz çok çeşitli yöntem ve teknikler gelişmiştir. Bunlardan sık rastlanılanları belli bir objeye konsantre olunarak, solunma konsantre olunarak, belli bir mantranın(kutsal sözün) tekrarı ile, düzenli ses, müzik ya da tınıların dinlenmesi ile vb. şekilde gerçekleştirilen meditasyonlardır.

"Işığı Toplama", C.G.Jung ve Richard Wilhelm'in yazdığı "Altın Çiçeğin Gizi" kitabındaki Taoist meditasyon uygulaması

Taoizmde Meditasyon

Taoistler meditasyonu hem sağlık ve uzun ömür gibi fiziksel hem de Tao ile birleşmek, bütünleşmek gibi ruhsal bir amaçla kullanmışlardır. Ruhsal gelişimin ilk aşamalarında meditasyon zihni arındırmak, duyguları dengelemek, arzuları azaltmak ve iç enerjiyi çevirmek için sonraki aşamalarda uygulayıcının Tao ile birleşmesini sağlamak için kullanılır. Taoist meditasyon uygulaması Çi'nin beden kanallarında dolaştırılmasını içerir. Küçük Döngü meditasyonu veya Işığın Döndürülmesi meditasyonunda nefes ile çi'nin bedenin arka ve ön yüzlerinde döndürülmesi amaçlanır.

Budizm'de Meditasyon

Ana madde: Budizm

Budist meditasyonu temelde iki tema ile ilgilenir: zihnin dönüşümü, ve bu zihnin kendisinin ve diğer olguların keşfi için kullanılması.[3] Buda iki tür meditasyon öğretmişti, samatha meditasyonu (Sanskritçe:śamatha) ve vipassanā meditasyonu (Sanskritçe:vipaśyanā).

Samādhi (Meditatif eğitim): samatha meditasyonu

Sekiz Aşamalı Asil Yol’un belirttiği şekliyle, samyaksamādhi "üstün konsantrasyondur". Samādhi geliştirmenin başlıca yolu meditasyondur. Samādhi’nin geliştirilmesiyle, kişinin zihni kirlerden arınmış, huzurlu, sakin ve berrak hale gelir.

Meditasyonu yapan bir kez güçlü ve etkin bir konsantrasyona (jhāna, Sanskritçe ध्यान dhyāna) ulaştıktan sonra, zihni gerçekliğin nihai doğasına dalmaya ve içyüzünü kavramaya (vipassanā) hazır hale gelir, ve sonunda tüm ızdıraplardan kurtulması mümkün olur. Kavrayışı elde etmek için ihtiyaç duyulan zihinsel konsantrasyona ulaşma yolunda, farkındalık gelişimi vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

Samatha meditasyonu bir nesne ya da düşüncenin farkında olmakla başlar, kişinin bedenine, zihnine ve tüm çevresine yayılarak, bir tür tam konsantrasyon ve huzur (jhana) durumuna yol açar. Meditasyon tarzında, bağdaş kurarak ya da diz çökerek oturmaktan, ilahi söylemeye, yürümeye kadar pek çok farklı yöntem bulunur. En yaygın yöntem, kişinin nefesine konsantre olmasıdır (anapanasati), çünkü bu yöntemle hem samathaya, hem de vipassanaya ulaşmak mümkündür.

Budist uygulamada, samatha meditationunun zihni sakinleştirebileceği, ancak zihnin nasıl rahatsız olmaya başladığını anlamamızı yalnızca vipassanā meditasyonunun sağlayabileceği söylenir. Böylelikle bilgi (jñāna; Pāli ñāṇa) ve erdeme (prajñā Pāli paññā) kavramak ve dolayısıyla nirvāṇaya (Pāli nibbāna) ulaşmak mümkün olacaktır. Kişi jhanadayken, tüm kirler geçici olarak bastırılır. Ancak erdem (prajñā veya vipassana) tüm kirlenmeleri ortadan kaldıracaktır. Jhanalar aynı zamanda Arahantların dinlenmek amacıyla geçtikleri durumlardır.

Prajñā (Erdem): vipassana meditasyonu

Prajñā (Sanskritçe) veya paññā (Pāli), bağımlı köken, Dört Yüce Gerçek ve varoluşun üç işareti kavramlarının kavranmasıyla ulaşılan bilgelik anlamına gelir. Prajñā acıları ortadan kaldırma ve bodhiyi ortaya çıkarma gücü olan bilgeliktir. Tüm şeylerin doğasındaki dukkha (tatminsizlik), anicca (geçicilik) ve anatta (bensizlik) gibi olguları açığa çıkararak, nirvanaya ulaşmada temel araç olduğu söylenir.

Öncelikle prajñā, vaazlar (Dharma konuşmaları) dinleyerek, okuyarak, araştırarak, Budist metinleri ezberleyerek ve konuşmalara katılarak kavramsal düzeyde elde edilir. Kavramsal anlayışa ulaşıldıktan sonra günlük hayata uygulanmalıdır ki, böylelikle her Budist Buda’nın öğretilerinin doğruluğunu pratik düzeyde sınayabilsin. Burada dikkat edilmesi gereken, teoride kişinin derin meditasyonda olsun, vaaz dinlerken, günlük hayatında çalışırken ya da herhangi bir eylem sırasında olsun, uygulamanın herhangi bir devresinde Nirvana'ya ulaşabileceğidir.

Zazen

Ana madde: Zazen

Zazen, Zen Budist okullarda meditasyon uygulamasına verilen addır. Çin ve Japonya’da çokça rağbet gören bir Budist okul olan Zen, meditasyona özel bir vurgu yapar.[4] Zen diğer Budizm modellerine kıyasla yazmalara daha az önem atfeder, ve gerçeğe doğrudan ruhani atılımlarla ulaşılacağını vurgulamayı tercih eder.

Zen Budizm başlıca iki büyük okula ayrılmıştır: Rinzai (臨済宗) ve Soto (曹洞宗), birincisi büyük ölçüde ruhani atılımın aracı olarak koan (公案, bir tür meditatif mesel veya bilmece) üzerine meditasyonu yeğler, buna karşılık ikincisi (belli oranda koanları kullanmakla birlikte) daha çok shikantaza veya "sadece oturma" üzerinde yoğunlaşır.[5]

Zen Budist öğreti paradokslarla doludur, burada amaç egonun bağlarını gevşetmek, ve Buda’nın kendisiyle eşdeğer tutulan, Gerçek Benlik ya da Şekilsiz Benlik alemine girişi kolaylaştırmaktır.[6] Bununla birlikte, Zen kutsal metinleri tamamıyla boşlamış da değildir.[7]

Vajrayana / Tantra

Ana madde: Vajrayana

Mahayana geleneğinden gelmekle birlikte, Tibet-Moğol Budizmi Vajrayāna ya da "Elmas Araç" (Mantrayāna, Tantrayāna, Tantric Budizm, veya ezoterik Budizm olarak da anılır) uygulayan okullardan biridir. Mahayana’nın tüm temel kavramlarını kabul eder; bunlara Budist uygulamayı genişletmek amacıyla tasarlanmış, geniş bir düzlemdeki ruhani ve fiziksel teknikleri(yogik pratikler) de ilave eder. Tantrik Budizm büyük ölçüde yogik pratikler ve meditatif uygulamalarla ilgilenir.[8] Vajrayana’nın öğelerinden bir de zihni geliştirme aracı olarak ritüeller, tahayyüller, fiziksel egzersizler ve meditasyon yoluyla psiko-fiziksel enerji tesis etmektir. Bu teknikleri kullanarak uygulayıcının bir yaşam süresi içinde, hatta üç yıl gibi kısa bir sürede Budalığa ulaşabileceği iddia edilir. Bazı Tibet uygulamalarında, yalnızca çok ileri düzeydeki kimi uygulayıcılar için bu tekniklere cinsel yoga da dahil edilebilir.[9]

Kabbalada Meditasyon

Kabbala'da Tanrı'nın isimleri, sıfatları, simgeleri, Tevrat'tan ifadeler, İbranice harfler, bilgelik ağacı kullanılarak meditasyon yapılır. Örneğin Kabalacı birlik anlamına gelen "Echad" (Ehad) kelimesini uzatarak söyler ve özellikle son harfi vurgulayarak düşüncesini onun üzerine yoğunlaştırır.

Tasavvufta Meditasyon

Mevlevilerin Sema ritüeli

Tasavvufta meditasyon çeşitli şekillerde gerçekleştirilir. Bazı tarikatlarda meditasyon,mürşit denilen manevi rehberin fiziksel görüntüsü ve ondaki ilahi ışığı imajine etmekle bazı tarikatlarda zikir esnasında zikirde kullanılan kelimelerin ışıklı bir şekilde hayal edilmesiyle, bazı tarikatlarda murakabe adı altında kalp üzerine dikkati yoğunlaştırmakla veya genel olarak ilahi sıfatları, yaradılışı tefekkür etmekle gerçekleştirilir.

Tasavvuf öğretisine göre zikir, sema, murakabe, râbıta ile yapılan tefekkür pratikleri manevi kılavuzun (mürşit) rehberliği altında ve "seyr-i süluk" denilen sufi ezoterik yoluna inisiye olan salik tarafından gerçekleştirilmelidir. Belirli pratikler için halvet denilen yalnızlığa çekilmek, öncesinde veya pratik esnasında oruçlu olmak gibi şartlar aranabilmekte, pratikler esnasında karşılaşılan durumlar için kılavuza danışılması ve onun önerilerine uygun olarak çalışmanın devam ettirilmesi istenebilmektedir.

Meditasyonun faydaları

Meditasyonun pozitif etkileri hakkında yazmadan önce, aslında en büyük pozitif etkinin meditasyonun kendisi olduğunu belirtmemiz gerekir. Ancak meditasyon teknikleri, yukarıdaki bölümlerde ifade edildiği gibi, çok çeşitli olduğundan, bu faydaları genellemek doğru olmayacaktır. Örneğin meditasyonun faydaları üzerine en çok bilimsel araştırma yapılan Transandantal Meditasyon (TM) tekniğinin işleyişi, birçok meditasyon uygulamasından farklıdır. Bu farklılık araştırmacılar tarafından tekniğin doğallığına bağlanmaktadır ki her meditasyon uygulaması TM tekniğinde bilimsel olarak kanıtlanmış yararların ortaya çıkmasını sağlamaz. Örneğin, münzevi yaşam tarzına sahip insanlara uygun olan bazı tekniklerin, münzevi yaşam şeklini seçmeyen insanlarca uygulanmasının getireceği sonuçlar tam olarak bilinememektedir.[10] TM programı ise, münzevi olsun, sosyal olsun, her bireye uygun bir meditasyon şekli olarak görülmektedir.[11]

Kişinin meditasyonda hissettiği neşe konumu o kadar derin ve tatmin edicidir ki, kişi herhangi bir başka etkiye bakmaz, kişi sadece kendi iyiliği için meditasyon yapar. Aynı zamanda, meditasyonun yaşamımızın her alanında pozitif bir etkisi vardır. Nedeni, belli bir tür meditasyonu yapan bir kişinin sübtil sistemi (Çakraları ve enerji kanalları) temizlenir ve dengeye gelir ve böylece bütün yaşam dengeye gelir ve mutluluk ve huzurla dolar. Meditasyonun en basit etkisi, sağlığın düzelmesidir. Ancak burada, meditasyonun bir tedavi tekniği olmadığını ya da alternatif tıp olmadığını vurgulamak önemlidir. Her şey çok basittir: sağlıklı olmak için, kişi sağlıklı bir yaşam sürmelidir. Ancak, "sağlıklı yaşam" sadece uygun fiziksel koşullar demek değildir, daha derin anlamda çakraları temiz tutmaya yardım eden bir yaşam şeklidir. Ve meditasyonun yaptığı kesinlikle budur. Çakralar bir kez temiz olduğu zaman, baktıkları kontrol ettikleri organlara yeterli enerjiyi sağlarlar. Ve böylece, organlar sağlıklı hale gelir ve fiziksel rahatsızlıklar kaybolur. Tedavi edilemez diye düşünülen hastalıkların sadece birkaç ay içinde tedavi edilmesine sıkça rastlanır. Aslında, bunda mucizevi bir şey yoktur: meditasyon ve içgözlem (bunlar Sahaja Yoga'nın iki temel yaklaşımıdır) yoluyla kendimizi düzeltirken, açgözlülük, ihtiras, öfke, gibi düşmalarımızdan da kurtuluruz. Çakraların dilinde, bu, çakralarımızın temizlendiği anlamına gelir. Ve, sonuç olarak, kişi fiziksel, akılsal ve duygusal olarak da sağlıklı hale gelir.

Meditasyonun diğer bir pozitif etkisi de, günlük hayatımıza getirdiği dengedir. O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar. Böylece, kişi işte daha başarılı olur ve bu başarı çok sıkı ya da çok fazla çalışarak değil ancak işi daha iyi yaparak kazanılır. Düzenli olarak meditasyon yapan kişi, işinden neşe duyar ve bununla kendinizi tüketmeden başarılı olursunuz. Benzer şekilde, ailemiz ve sosyal ilişkilerimizde gelişir çünkü meditasyon yapan bir kişi diğerlerinde hatalar bulmak yerine kendine bakma davranışını kazanır. Daha da fazlası, böyle bir kişi, diğerlerine karşı daha pozitif bir davranış içinde olur ve onlarla tartışmak yerine insanlara yardım eder.

Meditasyon bütün çakraların açılmasına ve temizlenmesine yardım ettikçe, onların esas kaliteleri kendilerini göstermeye başlarlar. Böylece, kişi, masum, yaratıcı, cömert, korkusuz, sevgi dolu ve affedici hale gelir. Biz hepimiz bu kalitelere sahip olmamız gerektiğini biliyoruz ancak onlar vaaz vermekle ya da kitaplar okuyarak geliştirilemezler. Çakraların temizlenmesi kendi içimizde yer alması gereken gerçek bir süreçtir. Ve, meditasyon sırasında olan da kesinlikle budur. Bu çalışma, kişi meditasyon yaparken yedinci çakraya -Sahasrara'ya yükselen- Kundalini enerjisi tarafından yapılır. Sadece Kundalini yükselip altıncı çakrayı-Agnya'yı geçerken, kişi düşüncelerin üzerinde meditasyon demek olan düşüncesiz farkındalık konumunun içindedir.

Meditasyon üzerine araştırmalar

"Transandantal Meditasyonun hem zihinsel bir aktivite hem de bu aktivitenin ardından ulaşılan bir “bilinç hali” olduğu 1970’lerde yapılan çalışmalarda ortaya koyulmuştur. Yapılan çalışmalarda Transandantal Meditasyon yapanlarda günlük uyku, uyanıklık ve rüya bilinç düzeylerinden farklı bir dördüncü bilinç durumunun deneyimlendiği gözlenmiştir. Bu bilinç durumunun da günlük diğer üç bilinç durumunun kendine özgü fizyolojik durumu olduğu gibi kendine özgü fizyolojik bir karşılığa sahip olduğu belirlenmiştir.[12]

Yapılan bir başka araştırmada ise transandantal meditasyonun beynin elektriksel faaliyeti üzerindeki etkileri araştırılmıştır. (EEG ölçümleri) Buna göre meditasyon sırasında beynin ön loblarında (frontal lobe) alfa dalgalarının yükseldiği gözlenmiştir. Bunun da artan iç uyanıklıkla birlikte deneyimlenen dinlenme halinin aynı anda yaşantılanmasına karşılık gelebileceği beliritlmiştir.

Budist rahipler üzerinde yapılan bir çalışmadaki bulgular, düzenli budist meditasyonu yapan bu rahiplerin dikkat, hafıza, öğrenme ve bilinç algısı gibi zihinsel süreçlerin dahil olduğu “gama dalgası” aktivitelerinde daha gelişmiş olduklarını göstermiştir." (Erturan, 2005, s.108)

Asana sanskritce 'duruş' veya 'pozisyon' demektir. Asanalar bir yandan meditasyonda, bir pozisyonda uzun süre rahat oturma yeteneğini geliştirmek için, diğer yanda vücuttaki enerji merkezlerini aktifleştirmek için geliştirilmiştir yoga duruşlarıdır. Asanalar farkındalığı arttırmakta ve bedenin, zihnin, ruhun keşfedilmesi için temeller hazırlamaktadır.

Asanalar kemikler, kaslar, eklemler ve iç organlar için yararlı olduğu gibi, sindirim, dolaşım, boşaltım sistemlerini de düzenler. Zihnin ve ruhun güçlendirilmesini sağlar, hoşnutluk, zihinsel berraklık, gevşeklik ve huzur hissi verir.

Samadhi (Pali ve Sanskritçe: samādhi; Çince: 三昧地 veya 定), Budizm ve Hinduizm'de, zihinsel konsantrasyon anlamında kullanılan bir terimdir.

Pali Budist literatüründe samadhi şu bağlamlarda kullanılmıştır:

Sekiz Aşamalı Asil Yol'da, "doğru konsantrasyon" (samma-samadhi) sekizinci aşamadır.
Benzer şekilde Buda'nın üç temel eğitim öğretisinde ikincidir: sīla (ahlak veya erdem), samadhi veya samatha (konsantrasyon), ve prajna (bilgelik).
Dört dhyanaların gelişiminde, ikinci dhyana samadhiden (samādhija) doğar.
Visuddhimagga'ya göre, samadhi bilgelik elde edilmesi için en önemli öğedir.[1]

İçindekiler

1 Samadhi gelişimi
2 Doğru konsantrasyon
3 Kaynakça
4 Dış bağlantılar

Samadhi gelişimi

Budizmde samadhi, geleneksel olarak kişinin, nefes farkındalığı (anapanasati), şefkat (metta) gibi 40 farklı objeden biri üzerinde derin düşünmesi yoluyla geliştirilir.

Samadhinin geliştirilmesinin ardından, kişinin zihni kirlenmelerden arınmış, sakin, sessiz ve berrak bir hale gelir. Meditasyon yapan kişi bir kez güçlü ve etkin bir konsantrasyona ulaştıktan sonra, zihni gerçekliğin nihai doğasına dalmaya ve içyüzünü kavramaya hazır hale gelir, ve tüm ızdıraplardan nihai olarak kurtulabilir.

Anguttara Nikaya IV.41'de,[2] Buda her biri farklı amaca sahip dört çeşit konsantrasyon gelişimi tanımlar:

mevcut yaşam koşullarını hoş karşılama - dört dhyanaların gelişimi üzerine konsantrasyon yoluyla elde edilir.
bilgelik ve ilahi göz - ışık üzerine konsantrasyon yoluyla elde edilir.
farkındalık ve kavrayış açıklığı - duygular, algılar ve düşüncelerin [3] iniş-çıkışları üzerine farkındalık konsantrasyonu yoluyla elde edilir.
kusurların yok edilmesi - Beş Skandha'nın iniş çıkışları üzerinde farkındalık konsantrasyonu ile elde edilir.[4]

Budist sutralar, samadhi uygulayıcılarının çeşitli doğaüstü güçler (abhijna) elde edebileceğini söylerler, Buda'nın elde ettiği güçleri sayarlar; ancak bunların uygulayıcıyı gerçek hedefinden, ızdıraptan tam olarak özgürleşmeden saptırmaması konusunda uyarılar yaparlar.

Ayrıca samadhinin zekanın arttırılması için temel oluşturduğu düşünülür.[5] B. Alan Wallace'a göre, Budist psikoloji olağanüstü bir zekanın ortaya çıkmasına yardımcı bir öğedir.[6]

Doğru konsantrasyon

Sekiz Aşamalı Asil Yol'da Buda, "Doğru Konsantrasyonun" (Pali: sammā-samādhi; Skt.: samyak-samādhi) dört dhyanalar olarak bilinen birbirini takip eden meditatif durumlara ulaşılmasını gerektirdiğini açıklamıştır.[7]

Sanskritçe dhyāna (ध्यान dhyāna) veya Pāli dilinde jhāna, meditasyonda samadhiye ulaşmak için varılan bir aşamayı ifade eder. Hinduizm, Budizm, ve Sihizm'de anahtar bir kavramdır. Çince "Chan", Japonca "Zen", Korece "Seon", Vietnamca "Thien" ve Tibetçe "Samten" kelimeleri aynı anlamda kullanılmaktadır.

İçindekiler

1 Hinduizmde Dhyāna
2 Budizm'de Dhyāna

2.1 Theravada geleneğinde
2.2 Mahayana geleneğinde

2.2.1 Chan: Çin Dhyana okulu

3 Dipnotlar

Hinduizmde Dhyāna

Hinduizmde dhyana, illüzyon ile gerçeği birbirinden ayırarak nihai hedef olan mokşa’ya ulaşmayı sağlayan önemli bir enstrüman olarak kabul edilir.

Hinduizmin kutsal kitabı olarak kabul edilen Bhagavad Gita, dört yoga kolundan bahseder:

Karma yoga: Dünyanın hareket etme kurallarının yogası
Jnana yoga: Bilgelik ve entelektüel çabanın yogası
Bhakti yoga: Tanrıya adanmanın yogası
Dhyana yoga: Meditasyon yogası

Budizm'de Dhyāna
Theravada geleneğinde

Pali Derlemesinde Gautama Buddha sekiz kademeli meditasyon hali ya da jhāna (dhyāna) tanımlar. Bunlardan dördü biçim meditasyonu (rupa jhana) ve diğer dördü ise biçimsiz meditasyonlar (arupa jhana) olarak kabul edilir. Buda, ilk dört jhāna’nın hoş bir sürekliliğe ve ızdıraptan kurtuluşa neden olduğunu söylemiştir (Digha Nikaya 22). Jhānalar zihnin beş engel’den (tutku, nefret, tembellik, heyecan, şüphe) ve (ikinci jhānadan sonra) faydasız tutarsız düşünceden kurtulduğu meditatif durumlardır. Derin jhānalar saatlerce sürebilir. Meditasyonu yapan kişi jhānadan çıktıktan sonra, zihni varoluşun en derin gerçeklerine dalmaya yetecek güce sahip olur.

Jhānalar genellikle içinde bulunulan aşamadaki zihinsel faktörlere göre tarif edilir. Bu faktörler:

Zihnin bir nesne üzerine hareketi, Vitakka (Sanskritçe: Vitarka)
Zihnin nesne üzerinde alı konması, Vicāra
Neşe, Pīti (Sanskritçe: Prīti)
Mutluluk, Sukha
Sakinlik, Upekkhā (Sanskritçe: Upekṣā)
Odaklanma, Ekaggatā (Sanskritçe: Ekāgratā)[1]

Dört aşamalı Jhāna durumu:

Birinci Jhāna (Vitakka, Vicāra, Pīti, Sukha, Ekaggatā): Beş engel tamamen ortadan kalkarak yerini yoğun bir birlik coşkusuna bırakmıştır. Yalnızca hafif bir zihinsel devinim geriye kalmıştır, onun da ikinci jhanaya geçişle birlikte yok olduğu fark edilebilir. Sağlıksız niyetler oluşturma yeteneği sona erer.
İkinci Jhāna (Pīti, Sukha, Ekaggatā): Tüm zihinsel devinim tamamıyla sona erer. Yalnızca keyif mevcuttur. Sağlıklı niyetler oluşturma yeteneği de sona erer.
Üçüncü Jhāna (Sukha, Ekaggatā): Keyif yarı yarıya azalır.
Dördüncü Jhāna (Upekkhā, Ekaggatā): Geriye kalan keyif de ortadan kalkar, zevk ve acının olmadığı bir aşamaya gelinir. Buda bu durumun zarif bir mutluluk (pīti ve sukha’dan daha yüce) olduğunu belirtmiştir. Buda jhānalar için "tathāgata’nın ayak sesleri" ifadesini kullanmıştır. Nefes bu aşamada geçici olarak durur.

Yazılı kaynaklarda, kişinin birincisinde ustalaşmadan daha ileri jhanalara geçmemesi gerektiği söylenir. 'Jhanada ustalaşmak' ile kastedilen, kişinin istediği zaman jhanaya ulaşıp istediği kadar o durumda kalması, ve her bir jhananın öğelerini ihtiyacı olduğunda deneyimleyebilmesidir. Yine kaynaklara göre alt seviyedeki jhanalar tam anlamıyla geliştirilmediği takdirde, bunlara ait öğeler, daha ileri jhanalarda ortaya çıkabilir.

Mahayana geleneğinde

Mahayana geleneğinde dhyāna altı pāramitā’nın (mükemmellik) beşincisi olarak kabul edilir. Genellikle "konsantrasyon," "meditasyon," veya "meditatif istikrar" olarak çevrilir. Çin’de dhyana kelimesi önceleri chan-na (禅那; Mandarin: chánnà) kelimesiyle karşılanmış, daha sonra kısaltılarak yalnızca chan (禅) şeklinde yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır.

Dhyana, genellikle samadhi[2] kavramına dahil olarak, ikinci ve altıncı paramitalar ile birlikte üç temel uygulama veya üç aşamalı eğitim adıyla anılır: ahlaki ilkeler (sila), meditasyon (dhyana veya samadhi), ve bilgelik (prajna). Mahayana Budizm’inde üç uygulamadan her birinde başarı gösteremeyen bir kişinin Budizm’de bir sonuca ulaşamayacağı söylenir.

Budizmin Çin’e geldikten sonra, Budist ustalar üç uygulama alanından birine daha fazla odaklanma eğilimi gösterdi. Vinaya ustaları rahip ve rahibelerin izleyeceği kurallar (sila) üzerine, bilgeliğe önem veren Dharma ustaları, sutraların ve Budist incelemelerin (shastra) öğretimi üzerine, dhyana ya da Chan ustaları ise çeşitli meditasyon uygulamaları ve samadhi durumları üzerine uzmanlaşmıştı. Rahipler eğitimlerine bu üç alandan birinde uzmanlaşmış bir ustanın yanında başlıyor, ardından bilgilerini geliştirmek için diğer alanlardan başka ustaların yanında çalışmalarına devam ediyorlardı. Bu dönmde henüz Chan okulu ortaya çıkmamıştı.

Chan: Çin Dhyana okulu

Geleneksel kabule göre, Bodhidharma bağlı olduğu dhyāna ustaları soyağacını Hindistan’dan Çin’e getirmişti. Ancak güney Çin’deki bir imparatorla görüşmesinin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine, kuzey Çin’de ıssız bir bölgede Shaolin Tapınağı’nı kurdu. Bodhidharma’nın izleyicileri daha sonra Chan okulu olarak adını duyurdu; ve Çin’in ardından Kore, Japonya ve Vietnam’da yayıldı.

Bodhidharma ile birlikte Çin Chan’ının en önemli karakterlerinden biri olan Huineng, Chan okulunun altıncı piri olarak kabul edilir. Huineng, Chan’ı Çin’de kendine has bağımsız bir Budist okul haline getiren kişi olarak kabul edilir. Platform Sutra Huineng şöyle der:

Değerli dinleyenler, meditasyona oturmak ne demektir? Okulumuzda oturmak, tam özgürlük kazanmak ve, iyi veya kötü olsun her tür dış koşulda zihni tedirginlikten uzak tutmak anlamına gelir. Meditasyon yapmak ise Zihnin Özünün soğukkanlılığını içsel olarak kavramak anlamındadır.

Değerli dinleyenler, Dhyana ve Samadhi nedir? Dhyana dıştaki tüm nesnelere bağımlılığa son vermek anlamına gelir; Samadhi ise içsel huzura ulaşmaktır. Eğer dışsal nesnelere bağımıysak, içsel zihnimiz tedirgin olacaktır. Kendimizi tüm dışsal nesnelere bağımlılıktan kurtardığımız zaman, zihin huzura kavuşacaktır. Aslında Zihnimizin Özü saftır; ve tedirgin olmamızın sebebi, içinde bulunduğumuz koşulların bizi alıp götürmesine izin vermemizdir. Zihnini, hangi koşulda olursa olsun, tedirginliklerden uzak tutabilen kişi, Samadhi’ye ulaşmış demektir.

Tüm dış nesnelere bağımlılıktan kurtulmak Dhyana’dır, içsel huzuru elde etmek ise Samadhi. Dhyana’nın üstesinden gelmiş, ve içsel zihnimizi Samadhi’de tutabilecek durumda olduğumuzda, Dhyana ve Samadhi’ye ulaşmışız demektir. Bodhisattva Sila Sutra der ki, "Zihnimizin özü aslında saftır." Değerli dinleyenler, bunu kendimize hiç unutturmayalım. Kendimizi eğitelim Kendi başımıza uygulama yapalım, ve kendi çabamızla Budalığa ulaşalım.[3]

Diğer video ve filmlerde neler var? Tartışma yaratan sevişme sahneleri. Ünlülerin, sosyal medya fenomenlerinin videoları, çıplak oluşu tartışma yaratan isimler, yeşilçam filmleri, sağlık, psikoloji, cilt ya da saç bakımı, gündeme gelen sex sahneleri, vine, seksi ya da erotik videolar, kaza ile ilgili kameralara yansıyanlar, Yoga videoları. tartışma yaratan frikik videoları, bilgi içeren, yaşamımızla ilgili ansiklopedik bilgiler, spor, kalça, göğüs, bacak, güzel kadınlar, seksi kıyafetler, frikikler, hot video, naked video, porno filmleri ile gündeme gelen ünlü isimler, sağlık, doktorlardan uzman tavsiyeleri, türk filmleri, nude video, elbise, vücudu saran tayt, bikini, iç çamaşırı videoları ve filmleri ile mini elbise, transparan elbise, göğüs dekoltesi, mini etek, mini kot şort, gecelik, kot,tanga jartiyer, külot, sütyen, külotlu çorap, fetiş videoları, bulabilirsiniz. Sevişme sahneleri ve seksizm örnekleri. Güzel kadınlar, en seksi kızlar, çeşitli pozisyonlarda çekilen filmler, ünlüler, porno oyuncuları, manken ve modeller, oyuncular, sosyal medya fenomenleri, biyografi, ünlü kişilerin hayatları, nereli, Yoga filmleri, yaşı kaç, boyu, sevgilisi yaşamın içinden kimdir, nedir. leaked video. Videolarımızda porno ya da sex tape tarzı içerikler bulunmamaktadır. üstsüz, sütyensiz fap video Bedava Spirituality Yoga Gymnastics at Home with Thais full indir
yoga,Spirituality Yoga  Gymnastics at Home with Thais